TOPLUM 

ORMANCI, BEKÇİ MURTAZA VE BELEDİYE BAŞKANI

Orman muhafaza memuru kuralcıdır, kanuncudur, serttir, kincidir. Diyelim ki gariban köylünün biri kaçak odun çekti; kamçıyı vurur, odununu alır, adını kafasına yazar. Kin tutar. O köylünün anasından emdiği sütü burnundan getirir. Çünkü mevzuat buna elverir. * * * Fakat aynı memur, orman ağasının yanında, hele ki sofrasında süt dökmüş kedi gibidir. Orman ağasına nasıl odun çekeceği, nasıl daha fazla kazanacağı, müesses nizamı nasıl koruyacağı konusunda her daim bilgi verir. Bazen ufak tefek usulsüzlüklere göz yumar. Ekseriyet orman ağasının bölgesine ilişmez. İş olup bittikten sonra, soran olmaz da hadi oldu diyelim,…

Devamını Oku
TOPLUM 

LENGERİ FÖTR VE MESUT

Bu yazıyı, 2018 yılında yazmışım. Mesut Özil, 2 sene sonra, siyasal İslamcılık ve Türk milliyetçiliğiyle harmanlanmış bir futbol ikonu olarak Türkiye’ye gelince yazdıklarımı hatırladım. Fenerbahçe, futbol anlamında bir Alex kazanır mı, bilemem. Ama futbol dışında her şey için Emre’nin yerini dolduracak bir ismi kazandı. İşte, 2018’de yazdıklarım: /// Almanlar da muhtemel ki, Türkler başta olmak üzere tüm göçmenlerin ‘ezik’ olmasını istiyor. Yani sessiz olsun, işyerinde uyumlu çalışsın, toplumsal yaşamda ya da ekonomide çok öne çıkmasın. Önce ben okuyayım, yer kalırsa o da okusun. Önce ben iyi iş bulayım, o daha…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

BİR ENKAZDAN BİR ENKAZA

İpek gibi saçlarını iki bölüklü taramışlar. İki küçük topuz başının iki yanında, iki pembe tokayla. Ayakları çıplak. Ayakları güçsüz gibi, boşlukta sallanır gibi. Çiçekli pijaması dizlerine kadar sıyrılmış. Yüzünü göremiyoruz, babasının göğsüne dayalı. Kolları güçsüz mü, yoksa bol mu gelmiş kabanı? Bir yıkımdan kurtulup bir yıkıma ilk adımlarını atan Ayda’nın ve babasının fotoğrafıdır anlattığım. Yıkımın fotoğrafıdır. Depremin fotoğrafıdır. “Mucize bebek” dediler Ayda’ya… “Deprem sonrası yıkılan evin enkazından 91 saat sonra kurtulan mucize bebek” dediler. İnandık bir an mucizelere. Yetim ve öksüz çocuklar da inanır mı mucizelere? Kaza kurşunuyla değil, trafik…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

BOYKOTÇU

“Fransız mallarını boykot edelim” deyince Reis, bir boykot çağrısıdır, bir boykot heyecanıdır başladı sosyal medyada. Evvela listeler yayınlandı. Otomobilde şu marka… Benzinde şu firma… Kozmetik ve güzellik ürünlerinde şu marka… Deri çantada şu marka… Elbisede şu marka… Süt ve yoğurtta şu marka… Tavada bu, tencerede şu marka… Spor giyimde bu, sigortada şu marka… * * * Listeyi inceledim. Araba alacak durumum yok, bir çizgi çektim ona. Arabam olmadığına göre benzin almaya da gerek yok, bir çizgi de ona. Kozmetik ve güzellik ürününe zaten gücüm yetmez. Hem bizim kozmetikten anladığımız; sabunda…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ŞAŞIRDIM

Hocaefendi, 4 kızın sokakta bira içtiğini görünce şaşırdığını söyledi. Ben de şaşırdım. 4 kızın Türkiye gibi Müslüman bir ülkede, üstelik bugünlerde sokak ortasında bira içecek cesareti, cüreti bulmasına şaşırdım. İnanamadım. Gözümle görsem zor inanırdım. Olacak şey mi bu? * * * Hocafendi’yi takip eder, izlerim. Türkiye gibidir o da, Türk halkı gibidir. Şaşırdığı şeylerle şaşırmadığı, kanıksadığı, alıştığı, giderek kültür haline getirdiği şeyler benzer bizim şaşırdıklarımıza, şaşırmadıklarımıza. Diyelim örnekteki 4 kız sokakta değil de bir kuytu barda içiyor olsun, Hocaefendi de şaşırır, biz de şaşırırız. O kızlar ana babalarıyla birlikte içse…

Devamını Oku
EĞİTİM TOPLUM 

YATILI OKUL

“Siyaset hayatımıza, başta tıp olmak üzere bilim hayatımıza ve elbette edebiyatımıza en büyük etkiyi yatılı okullar yapmıştı” desek abartmış olur muyuz? Galatasaray Lisesi’nden başlayıp köy enstitülerine, oradan öğretmen okullarına, oradan yatılı bölge okullarına uzanan eğitim serüveni, hatasıyla sevabıyla, ama bir tartıya koyacak olursak daha çok başarısıyla bir ülkenin kaderini değiştirdi. Sonra? Eğitim sistemi uzun zamandır iyi değildi, dökülüyordu, Türkiye’deki öğrenciler Avrupa ülkelerindeki yaşıtlarından geride gidiyordu. Bu geri gidiş AKP döneminde müfredatın tamamen dinselleştirilmesiyle hızlandı, makas açıldı; parası olan, çocuğunu özel okula alıp devlet okullarındaki ‘seçmeli ders’ baskısından, ‘apır sapır konuşan…

Devamını Oku
TOPLUM 

‘DÜNYA ŞİRİN, CAN TATLI…’

Bu sıralar herkes gergin, herkes şüpheci, herkesin yüzü asık, sokağa çıkan herkes aceleci, dolmuşa, otobüse binen herkes sinik, endişeli… Niye? Ölüm korkusu bu, kolay mı? * * * Dede Korkut masallarında şöyle bir tabir var: “Dünya şirin, can tatlı…” Şimdilerde insanlar, “Acaba koronavirüs bana da bulaştı mı?” diye düşündüğü anda, dünyanın ne kadar şirin, canın ne kadar tatlı olduğunu anlıyor olmalı ki yüzüne bir korku ifadesi yayılıyor. Hastalığın adının anılması bile insanı korkutmaya, dünya üzerine, yaşam üzerine düşündürmeye yetiyor. Birinin yanında biri öksürmeye görsün, oradan öyle bir kaçıyor, yüzünde öyle…

Devamını Oku
TOPLUM 

ERKEKLİK VE ÜNİFORMA

Işıl Özgentürk… Birkaç gündür sosyal medyanın gündeminde; şiddetli şekilde taarruz edenler var, kızanlar var, hakaret edenler var, destekleyenler var, eleştirenler var, “Olmadı be, Işıl!” diye sitem edenler var. Irkçı diyenler var. Kürt düşmanı diyenler var. Kadın düşmanı diyenler var. “Tecavüzcüleri aklıyor” diyenler var. “Yaşamın gerçeklerinden uzak” diyen var. “Yaşlanmış, ne dediğini bilmiyor” diyen var. * * * Peki, mevzu ne? * * * Mevzu şu: Bir uzatmalı çavuş, Batman’da bir genç kadını günlerce alıkoydu, tecavüz etti. Kadın şikâyetçi oldu. Uzatmalı çavuş gözaltına alındı, serbest bırakıldı. Tecavüzler sırasında kadına, “İstediğin yere…

Devamını Oku
TOPLUM 

SARI SAÇLI, KISA ETEKLİ VE GERİCİ!

Girizgâhı uzatmaya gerek yok, özet geçiyorum: İstanbul’da iki polis; sarı saçlı, dövmeli, kısa şortlu bir kadını gözaltına almak için kolunu büküp künde ile yere devirseydi, olay bunla sınırlı kalsaydı bir şey olmazdı. Alışkınız bu tür işlere… Ama polisler göstermelik olarak açığa alınınca kıyamet koptu. Sosyal medyada o sarı saçlı kadına karşı bir linç kampanyası başladı. Giderek bir kadın düşmanlığına, kadının şort giyme, dövme yaptırma hakkına karşı lince dönüşeceği baştan belli olan bu linçte ilk taşı atanlar sarı saçlı, kısa etekli, dövmeli kadınlar oldu. Sakallı, sarıklı, silahlı, külahlı erkekler de kadınların…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

CEKET

“Ceketi alır giderim” der adam adama. Kafası bozulursa niye gitmesin? Fakat burada vurgulanan “gitmek” midir, “ceketi almak” mıdır? Eğer vurgulanan ceketi almaksa, ceketini nereden alır giden kişi? Askıdan ceket almak mı daha iyi, daha karizmatik olur; yoksa sandalyeye asılmış ceketi almak mı? Ceket alınınca ne yapılır? Giyilir mi, yoksa elde mi tutulur? Eğer ceket elde tutulursa boylu poslu, ideal kilolu olmayanlar da, ceketini alıp giden Clint Easwood gibi karizma görünür mü; yoksa küçük enişte gibi mi durur? Gülten Kaya, Ahmet Kaya için yazdığı şiirde, “Ceketimi yağmurlara astığımdan beri/ tehlikeli şiir…

Devamını Oku