POLİTİKA TOPLUM 

ŞAŞIRDIM

Hocaefendi, 4 kızın sokakta bira içtiğini görünce şaşırdığını söyledi. Ben de şaşırdım. 4 kızın Türkiye gibi Müslüman bir ülkede, üstelik bugünlerde sokak ortasında bira içecek cesareti, cüreti bulmasına şaşırdım. İnanamadım. Gözümle görsem zor inanırdım. Olacak şey mi bu? * * * Hocafendi’yi takip eder, izlerim. Türkiye gibidir o da, Türk halkı gibidir. Şaşırdığı şeylerle şaşırmadığı, kanıksadığı, alıştığı, giderek kültür haline getirdiği şeyler benzer bizim şaşırdıklarımıza, şaşırmadıklarımıza. Diyelim örnekteki 4 kız sokakta değil de bir kuytu barda içiyor olsun, Hocaefendi de şaşırır, biz de şaşırırız. O kızlar ana babalarıyla birlikte içse…

Devamını Oku
EĞİTİM TOPLUM 

YATILI OKUL

“Siyaset hayatımıza, başta tıp olmak üzere bilim hayatımıza ve elbette edebiyatımıza en büyük etkiyi yatılı okullar yapmıştı” desek abartmış olur muyuz? Galatasaray Lisesi’nden başlayıp köy enstitülerine, oradan öğretmen okullarına, oradan yatılı bölge okullarına uzanan eğitim serüveni, hatasıyla sevabıyla, ama bir tartıya koyacak olursak daha çok başarısıyla bir ülkenin kaderini değiştirdi. Sonra? Eğitim sistemi uzun zamandır iyi değildi, dökülüyordu, Türkiye’deki öğrenciler Avrupa ülkelerindeki yaşıtlarından geride gidiyordu. Bu geri gidiş AKP döneminde müfredatın tamamen dinselleştirilmesiyle hızlandı, makas açıldı; parası olan, çocuğunu özel okula alıp devlet okullarındaki ‘seçmeli ders’ baskısından, ‘apır sapır konuşan…

Devamını Oku
TOPLUM 

‘DÜNYA ŞİRİN, CAN TATLI…’

Bu sıralar herkes gergin, herkes şüpheci, herkesin yüzü asık, sokağa çıkan herkes aceleci, dolmuşa, otobüse binen herkes sinik, endişeli… Niye? Ölüm korkusu bu, kolay mı? * * * Dede Korkut masallarında şöyle bir tabir var: “Dünya şirin, can tatlı…” Şimdilerde insanlar, “Acaba koronavirüs bana da bulaştı mı?” diye düşündüğü anda, dünyanın ne kadar şirin, canın ne kadar tatlı olduğunu anlıyor olmalı ki yüzüne bir korku ifadesi yayılıyor. Hastalığın adının anılması bile insanı korkutmaya, dünya üzerine, yaşam üzerine düşündürmeye yetiyor. Birinin yanında biri öksürmeye görsün, oradan öyle bir kaçıyor, yüzünde öyle…

Devamını Oku
TOPLUM 

ERKEKLİK VE ÜNİFORMA

Işıl Özgentürk… Birkaç gündür sosyal medyanın gündeminde; şiddetli şekilde taarruz edenler var, kızanlar var, hakaret edenler var, destekleyenler var, eleştirenler var, “Olmadı be, Işıl!” diye sitem edenler var. Irkçı diyenler var. Kürt düşmanı diyenler var. Kadın düşmanı diyenler var. “Tecavüzcüleri aklıyor” diyenler var. “Yaşamın gerçeklerinden uzak” diyen var. “Yaşlanmış, ne dediğini bilmiyor” diyen var. * * * Peki, mevzu ne? * * * Mevzu şu: Bir uzatmalı çavuş, Batman’da bir genç kadını günlerce alıkoydu, tecavüz etti. Kadın şikâyetçi oldu. Uzatmalı çavuş gözaltına alındı, serbest bırakıldı. Tecavüzler sırasında kadına, “İstediğin yere…

Devamını Oku
TOPLUM 

SARI SAÇLI, KISA ETEKLİ VE GERİCİ!

Girizgâhı uzatmaya gerek yok, özet geçiyorum: İstanbul’da iki polis; sarı saçlı, dövmeli, kısa şortlu bir kadını gözaltına almak için kolunu büküp künde ile yere devirseydi, olay bunla sınırlı kalsaydı bir şey olmazdı. Alışkınız bu tür işlere… Ama polisler göstermelik olarak açığa alınınca kıyamet koptu. Sosyal medyada o sarı saçlı kadına karşı bir linç kampanyası başladı. Giderek bir kadın düşmanlığına, kadının şort giyme, dövme yaptırma hakkına karşı lince dönüşeceği baştan belli olan bu linçte ilk taşı atanlar sarı saçlı, kısa etekli, dövmeli kadınlar oldu. Sakallı, sarıklı, silahlı, külahlı erkekler de kadınların…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

CEKET

“Ceketi alır giderim” der adam adama. Kafası bozulursa niye gitmesin? Fakat burada vurgulanan “gitmek” midir, “ceketi almak” mıdır? Eğer vurgulanan ceketi almaksa, ceketini nereden alır giden kişi? Askıdan ceket almak mı daha iyi, daha karizmatik olur; yoksa sandalyeye asılmış ceketi almak mı? Ceket alınınca ne yapılır? Giyilir mi, yoksa elde mi tutulur? Eğer ceket elde tutulursa boylu poslu, ideal kilolu olmayanlar da, ceketini alıp giden Clint Easwood gibi karizma görünür mü; yoksa küçük enişte gibi mi durur? Gülten Kaya, Ahmet Kaya için yazdığı şiirde, “Ceketimi yağmurlara astığımdan beri/ tehlikeli şiir…

Devamını Oku
TOPLUM 

AYI, YUMRUK VE SEL

Avcılık bir spor mu? Avcılık ruhsatlı bir cinayet mi? * Artvin’den bir görüntü geldi. Devlet kapısında memur olan biri, tüfeğini kapmış, yavru ayıyı vurmuş. İnsan yavru ayı vurur da o anı çekmez mi? Avcı da öyle düşünmüş olmalı ki cep telefonu kamerasıyla olan biteni anbean çekmiş. Yavru ayı, ağzı kan içinde, can çekişiyor, kendini yerden yere vuruyor, avcının köpeği ayıyı ısırmaya çalışıyor, ayı can havliyle kendini savunmak istiyor, yere yığılıyor, kalkıyor, bir daha yere yığılıyor. Görüntü hoşunuza gitti mi? * Birkaç gün sonra Trabzon’dan bir görüntü… Birkaç avcı bir ayı…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

‘AYNEN BABA, İYİ OLDU!’

Hayri Bey, kendini muhafazakâr olarak tanımlar. Namaz, oruç, hac… İbadetini aksatmaz; ama elini dünya işlerinden çekmiş de değildir. Çalışmaya, üretmeye devam eder, vergisini verir, vergi de bu dönemde bir nevi zekât sayıldığından ayrıca zekât vermez. Pek televizyon izlemez. Ama sosyal medyayı takip etmeyi, sık sık gönderi oluşturmayı, arada bir cuma mesajı atmayı, kandil gecelerinde cami fotoğrafları paylaşmayı sever. Kafası atarsa sosyal medyada siyasete yönelik atarlanmalar da yapar. Arada bir coşagelir, sosyal medya mosyal medya dinlemez, küfrü basar. 5 şeye çok kızar Hayri Bey. – Reis’e haksızlık yapanlar, bir. – Reis’in…

Devamını Oku
EĞİTİM TOPLUM 

İMTİHAN

En son, 1999 senesinde girmiştim üniversite sınavlarına. 21 sene sonra yine sınavdaydım, bir ortaokulda, arka sırada. * Salgından dolayı mı bilmiyorum pek heyecan yoktu okul önlerinde. Aileler pek oralı değil gibi, öğrenciler sonuç ne olursa olsun kabullenmiş gibi. * Oysa 21 sene önce, heyecandan tir tir titreyen öğrenciler görmüştüm. Süre yetmedi diye ağlayanlar… Ben o soruyu niye çözemedim diye sinir krizi geçirenler… Başarılı olacağını anlayıp heyecandan, sevinçten gözyaşı dökenler… Oysa bu sene, en azından benim sınav binamdaki öğrenciler, bencileyin deneme olsun diye sınava girmiş gibiydi. * Okul önünde bekleyen veliler…

Devamını Oku
YAŞAM 

HİÇ

Deniz manzaralı, bahçesinde güzel bir yüzme havuzunun, güneşte pırıl pırıl parlayan bir çimenliğin bulunduğu, mermer merdivenli, mermer salonlu, kocaman kapılı, kocaman avizelerle süslü, şöyle on beş – yirmi odalı bir evimizin olması fena olmazdı hani, yaşardık içinde mutlu mesut. * * * Öyle bir evin görkemli bahçe kapısının önüne şöyle siyah ya da beyaz, tekerleğinden camına kadar her yerinin ışıl ışıl olduğu lüks bir otomobil yakışmaz mıydı? Otomobil uçar giderdi, biz de içinde keyif yapardık, ne güzel. * * * Öyle bir otomobil, herkesin kolay kolay giremediği, girenin de neredeyse…

Devamını Oku