GEZİ 

BÜYÜLÜ MARDİN’E YOLCULUK

“Bu yolculuk benim mülküm/ öteki bütün yolculuklar gibi/ üzerimde acıların çiğleri hâlâ duruyor/ ve aşkların usulca geçtiği bir vâdi miyim?.. belki…” – Hilmi Yavuz “Bir kez yola çıkan kişi, hep yolda kalır./ Bir kez, zaten, yersiz düşen kişi,/ artık, hep, yersiz kalır./ Yer, ancak başından beri yerde kalanın,/yerleşik olanındır: Yola bir kez düşen kişi,/ artık yerleşemez-yerden söz etmek,/ onu istemek, artık, anlamsızdır kişi için-/ yersizlik, kalıcıdır./ Kalıcı bir yer edinemeyen kişi için,/ kalıcılığın tek yeri yoldur./ Yerini yitiren/ yeniden yerleşemez.” – Oruç Aruoba Yola çıkma düşüncesi nasıl oluştu, Son Baskı’nın…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

FÜRUZAN İÇİN…

“Edebiyatımın ve diğer çalışmalarımın önüne hayatımla ilgili konulardan hiçbirinin geçmemesini önemsedim, önemsiyorum. (…) Ben, benim.” – Kitap-lık, S.152, s.8 2019 yılının Ekim ayında Çukurova Sanat Girişimi’nde (ÇSG) ayda bir kez cumartesi günleri ‘Öykü Serüvenine Yaklaşımlar’ üst başlığında bir yolculuğa çıkmıştık. ÇSG’nin bir “okul olma” çabasının yansıması olarak edebiyat da önemli bir yere sahipti bu yolculukta. O dönem dört ay kadar bu etkileşimli okumaları sürdürdük Sevim Sezer arkadaşımla. Bu öykü serüvenini biz Füruzan’la ve onun 1971’de Sait Faik Hikâye Armağanı alan ilk kadın yazar olarak anılmasını sağlayan, yayınlandığında çok ses getiren…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

‘995 KM’LİK BİR YOLCULUK

995 kilometrelik bir yolculuğa çıkıyoruz, hazır mısınız? Yolculuk nereye? Yolculuğu başlatan, sizi yola davet eden kim? Daha önemlisi, 995 kilometre gibi görünen bu yol, ondan daha uzun. Otuz yıl önceye gidiyoruz. Belleğin girdaplarında dönüp duran, üzerine çok konuşulup yazılan ama aslında belki de görünenin aksine hiç yazılmayan bir döneme… Murathan Mungan’ın son romanı ‘995 km’ ekimde çıkar çıkmaz kitapla ilgili söyleşiler de gündeme gelmeye başladı. Bu söyleşilerin birinden öğrendim aslında bu romanın ilk bölümünün ‘Murathan 95’te yayınlandığını. (‘Murathan 95’i okumadım, bilmiyordum.) Ama zihnimi zorladığımda başka bir şeyi hatırladım: ‘Stüdyo Kayıtları’nda…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

‘SU’, ‘TOPRAK’, ‘HAVA’ VE ‘ATEŞ’; KENTLER VE MİTLER

– Buket Uzuner’in Tabiat Dörtlemesi / Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları – Bu yazıya konu olan Tabiat Dörtlemesi’nin ilk üç cildi ile ilgili çalışmam, 2019’da Ardahan Üniversitesinin düzenlediği Mitoloji Sempozyumu’nda bildiri olarak sunulmuş; sonradan makaleye dönüştürülerek Söylem Filoloji dergisinin 2019-Aralık sayısında yayımlanmıştı. Pandemide bu süreçlerin hikâyesini anlatan bir yazım da Son Baskı’da yayımlandı. Dörtlemenin son romanını 2023-Ocak’ın da TÜYAP Çukurova Kitap Fuarı’ndan alıp hemen okudum ve yazı için de ikinci kez okumaya, notlar almaya başladım. Ancak 6 Şubat’ta pek çok insanı etkileyen depremlerle birlikte benim de bütün çalışmalarım yarım kaldı. Şimdi…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

GÜZİN ÖZTÜRK’ÜN KALEMİNDEN BİR GÖÇ HİKÂYESİ / ‘KUŞ OLSAM EVİME UÇSAM’

“ … siz şimdi benim hangi tür / hüzünlere ne ad verdiğimi / nereden bileceksiniz? / tedirgin ve kömür / olmuş sesler duyarsınız ama / bu bir şeyi anlatmaz ki!” – Hilmi Yavuz, ‘Mühür’ Bahar geliyor, cancağızım, dalların uç yaprakları tomurcuklandı. Kentin sokaklarında bahar dalları sarkıyor başımızın üstüne. Havada bir tazelenme kokusu… Bu mevsim, bizim için, “portakal çiçeği ilkyaz”dı hani, sevdiğim… Bahar geliyor… Aylar aylar önceydi. Deprem olmamıştı, bunca hayat bölgemizde parçalanmamıştı daha, bir dizi okuma içindeydik göç edebiyatı üzerine. Yazın çocuk edebiyatı üzerine okurken karşıma çıkan kitaplar yönlendirmişti biraz…

Devamını Oku
YAŞAM 

DEPREM, YARALI RUHLAR, YAS

O gün… Saat 4.17… “Canım,” diyor, “Canım, uyan, sallanıyoruz.” Uyanığım aslında, gözlerimi açmak istemiyorum. “Canım, uyan! Deprem oluyor!” Ellerimiz kenetleniyor. Gözlerimi ağır ağır açıyorum. Tepemizdeki avize sallanıyor. Şıngırrr şıngırrr şıngırrrr… “Canım,” diyorum, “Canım, elimi bırakma. Bitsin, öyle kalkalım, düşeriz.” Çok, çok sallanıyor. Yüksek kattayız, Hızla düşünüyorum: Buradan inemeyiz, deprem anında binanın çatısına çıkın diyorlarmış, çatıya da çıkamayız. Üstte 5, altta 9 kat var. Hangi yolu daha kısa sürede alabiliriz? İnmek daha kolay. Ama önce sarsıntı bitmeli. “Bit artık! Bit artık! Bit!” Bitmiyor. Bir buçuk dakikanın ne kadar uzun olduğunu bu…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

EKOKURGUNUN VE EKOFEMİNİZMİN YAŞAR KEMAL YAZININDAKİ YANSIMALARI

YAŞAR KEMAL VE DOĞA YAZINI… Yaşar Kemal, Çukurova’nın en güçlü kalemi. Dünyadaki sesi Türkiye’nin, kuşkusuz. Yaşar Kemal Vakfı, Altın Koza ve Adana Büyükşehir Belediyesi, 2022’de ‘Yaşar Kemal ile Çukurova’da Dünden Yarına’ başlığında onu hem insan hem de edebiyatçı yönüyle genç kuşaklara tanıtmak amaçlı bir dizi etkinlik düzenlemeye başladı. Yaşar Kemal’in edebiyatını değerlendiren bütün yazılarda, bu tarz toplantılarda yakın zamana kadar onun büyük bir destancı, ozan, modernist güçlü bir romancı olduğu üzerinde duruluyor; pek çok eserinde doğanın en ince ayrıntılara kadar anlatıldığı belirtiliyordu. Bu elbette şaşırtıcı olmamalı. Doğa, Yaşar Kemal’in romanlarında…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

MELİSA KESMEZ VE ‘KÜÇÜK YUVARLAK TAŞLAR’DA ANNELİK DURUMU

Uzun, sıcak yazdan sonra bir yuvadan diğer yuvaya dönüş ayı olan eylül de geçip gitti… Masam, bilgisayarım, benimle Ankara’ya gelen, raflardaki yerlerine benimle dönen kitaplarım, onlara eklenen yenileri… Yazın uzun, sıcak günlerinde planlı plansız okumalar, okumalar, okumalar, filmler… Bir sürü karmaşık şey… Şimdi rutinlere dönme zamanı… Uzun sıcak yaz “eğilip kumların arasından küçük, yuvarlak bir taş bulduğum, üzerindeki kumu kıyıya vuran suda yıkayıp avcumda sakladığım” anılarla dolu şimdi. O kıyı çok uzakta. Yaşananlar daha uzak. Şimdi nemli Adana şehrinin insanın üstüne yapışan rutinlerine alışma zamanı… Hatta artık eylülü yolculadık, ekime…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

ÇOCUK ROMANLARINDA FEMİNİST YANSIMALAR / ‘DÜNYAYI DÖNDÜREN KIZ’, ‘ERKEKLER KIZLARA KARŞI’ VE ‘KÜÇÜK FEMİNİSTİN KİTABI’

“Ben, benim ve olduğum gibi olmalıyım!” – Küçük Feministin Kitabı Uzun sıcak yazı bozkırın kalbinde geçirirken okumalar beni bambaşka okumalara taşıyor. Günlerdir dergiler arasında gezinip duruyorum. Notos’un edebiyatın yürüyen kadınları, Ecinniler’in Türkçe edebiyatta feminist dalgası, Kitap-lık, bazen eski sayıları dergilerin… Lacivert’in Bildungsroman dosyası gibi… “Ben, benim ve olduğum gibi olmalıyım!” Ecinniler’in ‘Türkçe Edebiyatta Feminist Dalga’ dosyasında karşıma çıktı, feminist anlayışın çocuk edebiyatına yansımaları. Nilay Özer, çocuk edebiyatındaki feminist yansımalardan söz ederken on – on beş kadar yazarı ve eseri anıyordu. İşte o eserlerden ikisinden ve kitaplara ulaşmak için Dost’ta çocuk…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

‘YAZARLAREVİ CİNAYETİ’, OYA BAYDAR OKUMALARI, YAZMAK ÜZERİNE DÜŞÜNMELER…

Uzun, sıcak yaz başlangıcı Adana’da… Derslerin sona erme, öğrencilerin kampüse veda zamanı yavaş yavaş… Sıcak saatlerin uzadığı, sokakların boşaldığı, herkesin evinin kuytusuna çekildiği günlerin çoğaldığı, çalışma yılının yoğunluğunun bitmesiyle ruhta bir şeylere ya da yerlere yetişme telaşının ve birçok heyecanın da dindiği zamanlar… Hayat neye benziyor bugünlerde? Hayat, hayatlar neye benziyor, sahi? “Başka bir kadere hazırlanmış şu yenik askerlere benziyor hayat.” (YC, s.37) Oya Baydar’ın son romanı ‘Yazarlarevi Cinayeti’nde geçiyor bu dize. Aragon’dan bir dize… ‘Mutlu Aşk Yoktur’ şiirinden… ‘Elveda Alyoşa’ öykü kitabındaki ‘Bir Düğün Fotoğrafı’ öyküsünde de geçiyordu. Hem…

Devamını Oku