POLİTİKA 

İLERİCİLİĞİN KALESİNDE GOL TEHLİKELERİ

Son 20 yılda yediğimiz kaçıncı gol bu? Saymadım, 100 oldu mu? Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılma şekli hukuka uygun olmayabilir, meclis kararı gerekiyor olabilir, söz konusu kararname hukuken geçersiz olabilir, onlar ayrı konu. Ama bu hamlenin yapılması… Yanında Osmanlı şehzadesi denen bir zatla gezen Fatih Erbakan’ın bu hamleye teşekkür etmesi… Ayasofya Başimamı denen zat ile onun yeğeninin “Şimdi sıra İslami hükümlerde” diye fetva vermesi… Gericiliğin, ilericiliğin kalesine attığı onlarca golden biri. Bir de ilericiliğin kalesinde yaşanan gol tehlikeleri var ki, onları da sayarsak maçın bu saatten sonra dönmesi kolay değil. Mesela……

Devamını Oku
TOPLUM 

EVİ TAŞIMAK

Necmi Bey’in hayali bu değildi aslında. Tamam, öyle büyük, ahım şahım hayalleri yoktu, büyük beklentileri yoktu ama böyle bir yaşamak da değildi hayal ettiği. Kışın çilesini çok çekti Necmi Bey gençliğinde. Doğup büyüdüğü Kars’ta… Tahsil yaptığı Erzurum’da… Memuriyete adım attığı Erzincan’da, sonra Sivas’ta… Memuriyetinin son 25 yılında da Ankara’da. * * * Hele o Ankara… Hele o kömür sıraları, akşamları kömür dumanlı caddelerde otobüs beklemeler… Soğuktan içi titrerdi. Paltosunun, atkısının, şapkasının düzenine, temizliğine bakanlar Necmi Bey’in içinin titrediğini bilmezdi tabii, nereden bilecek. “Valla üstadım,” derdi Necmi Bey dairenden arkadaşlarıyla otobüs…

Devamını Oku
TOPLUM 

TURUNÇ

Gerçek adı bende saklı Hayriye’nin. Yeşil gözlerinin ışıl ışıl olduğu yıllardı. Yaşı ya dokuz, ya on Hayriye’nin. Bir bayram sabahı, bir bayram kalabalığı, dolmuşta karşılaştık. Giyinmiş, kuşanmış, saçını bağlamış, bir de taç takmış başına. Tacında kocaman, pembe bir kurdele. Eli hep omzuna astığı simli çantasında. Titrek. Dolmuşa biniyor olmanın, Atatürk Parkı’na gidiyor olmanın, deniz kıyısında yürüyecek olmanın heyecanı ellerinden okunuyor Hayriye’nin, yüzünden okunuyor. * * * “Parka mı gidiyorsunuz?” dedim. “Evet, amca,” dedi, “denizin oradaki parka”… Sustu birden. Bir yabancı ile konuştuğu için kendini mi yadırgadı, yoksa arkadaşları gülerek ona…

Devamını Oku
TOPLUM 

DURUP YÜZÜNE BAKIYORLAR MENEKŞE’NİN

Bu, Menekşe’nin hikâyesidir. Gerçek adı bende saklı Menekşe’nin. Nereli olduğu, nereden geldiği de… * * * Erken evlendirdiler Menekşe’yi. “Kız çocuğunun çok beklemesi iyi değildir” dedi ana babası. 17 yaşına değer değmez İstanbul’da yaşayan bir köylüleriyle evlendirdiler. * * * Evliliğin daha ilk aylarında ezildi Menekşe. Küfür, bağırma, itekleme… Vurma… Odaya kapatma… Kışın dışarda, bahçede bekletme… Odunla başına vurma… Sıcak ütüyü kolunu basma… Dişini kırma… * * * Menekşe sonradan anladı, sustukça şiddetin dozunun arttığını. Anladığında geç miydi? Değildi, hâlâ kaçıp kurtulmak için şansı vardı. Ama 3 çocuğu vardı gerçeği…

Devamını Oku
TOPLUM 

DİPLOMALI SÜPÜRGECİ

Bu, Nergis’in hikâyesidir. Asıl adı bende saklı. Eğitim aldığı lise de, üniversite de bende saklı. Çalışkan öğrenciydi Nergis. Ortaokulu, liseyi iyi dereceyle bitirdi. Annesi babası biraz inansa, o sene iyi bir test eğitimi için dershaneye gönderseydi… Ya da okulun rehber öğretmeni, “Bir sene daha hazırlan, daha iyi bir okul kazanma şansın yüksek” deseydi; daha iyi bir okul, daha geçerli bir diploma alabilirdi Nergis. * * * Acele etti. Orta halli bir üniversitenin orta halli bir bölümüne yazıldı. Alttan ders bırakmadan, iyi de derece yaparak bitirdi. Memlekete döndü. * * *…

Devamını Oku
TOPLUM 

GARSON MEHMET

Ay’a ne zaman çıkarız? Uzay aracımızın adı ne olur? Ay’a inen astronotumuz Ay’da şükür namazı eda edebilir mi; ilahiyat profesörlerimizle cüppeli hocalarımız, bilhassa akşamları cinayet işleyip sabah okuldaki işine dönen dekanlarımız bu konuda hazırlıklı mı, bu konuda bir fetva verebilecekler mi, ortaya bir içtihat koyabilecekler mi? * * * Konumuz bunlar değil, bu soruları sormayacağım, merak etmeyin. Gündemim geçim derdi… Sorum şu: Garson Mehmet bu akşam evine ekmek götürebilecek mi, çocuğuna harçlık verebilecek mi, öğretmenin istediği yardımcı kitabı alabilecek mi? * * * Gerçek adı Mehmet değil, gerçek adı bende…

Devamını Oku
TOPLUM 

ORMANCI, BEKÇİ MURTAZA VE BELEDİYE BAŞKANI

Orman muhafaza memuru kuralcıdır, kanuncudur, serttir, kincidir. Diyelim ki gariban köylünün biri kaçak odun çekti; kamçıyı vurur, odununu alır, adını kafasına yazar. Kin tutar. O köylünün anasından emdiği sütü burnundan getirir. Çünkü mevzuat buna elverir. * * * Fakat aynı memur, orman ağasının yanında, hele ki sofrasında süt dökmüş kedi gibidir. Orman ağasına nasıl odun çekeceği, nasıl daha fazla kazanacağı, müesses nizamı nasıl koruyacağı konusunda her daim bilgi verir. Bazen ufak tefek usulsüzlüklere göz yumar. Ekseriyet orman ağasının bölgesine ilişmez. İş olup bittikten sonra, soran olmaz da hadi oldu diyelim,…

Devamını Oku
TOPLUM 

LENGERİ FÖTR VE MESUT

Bu yazıyı, 2018 yılında yazmışım. Mesut Özil, 2 sene sonra, siyasal İslamcılık ve Türk milliyetçiliğiyle harmanlanmış bir futbol ikonu olarak Türkiye’ye gelince yazdıklarımı hatırladım. Fenerbahçe, futbol anlamında bir Alex kazanır mı, bilemem. Ama futbol dışında her şey için Emre’nin yerini dolduracak bir ismi kazandı. İşte, 2018’de yazdıklarım: /// Almanlar da muhtemel ki, Türkler başta olmak üzere tüm göçmenlerin ‘ezik’ olmasını istiyor. Yani sessiz olsun, işyerinde uyumlu çalışsın, toplumsal yaşamda ya da ekonomide çok öne çıkmasın. Önce ben okuyayım, yer kalırsa o da okusun. Önce ben iyi iş bulayım, o daha…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

BİR ENKAZDAN BİR ENKAZA

İpek gibi saçlarını iki bölüklü taramışlar. İki küçük topuz başının iki yanında, iki pembe tokayla. Ayakları çıplak. Ayakları güçsüz gibi, boşlukta sallanır gibi. Çiçekli pijaması dizlerine kadar sıyrılmış. Yüzünü göremiyoruz, babasının göğsüne dayalı. Kolları güçsüz mü, yoksa bol mu gelmiş kabanı? Bir yıkımdan kurtulup bir yıkıma ilk adımlarını atan Ayda’nın ve babasının fotoğrafıdır anlattığım. Yıkımın fotoğrafıdır. Depremin fotoğrafıdır. “Mucize bebek” dediler Ayda’ya… “Deprem sonrası yıkılan evin enkazından 91 saat sonra kurtulan mucize bebek” dediler. İnandık bir an mucizelere. Yetim ve öksüz çocuklar da inanır mı mucizelere? Kaza kurşunuyla değil, trafik…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

BOYKOTÇU

“Fransız mallarını boykot edelim” deyince Reis, bir boykot çağrısıdır, bir boykot heyecanıdır başladı sosyal medyada. Evvela listeler yayınlandı. Otomobilde şu marka… Benzinde şu firma… Kozmetik ve güzellik ürünlerinde şu marka… Deri çantada şu marka… Elbisede şu marka… Süt ve yoğurtta şu marka… Tavada bu, tencerede şu marka… Spor giyimde bu, sigortada şu marka… * * * Listeyi inceledim. Araba alacak durumum yok, bir çizgi çektim ona. Arabam olmadığına göre benzin almaya da gerek yok, bir çizgi de ona. Kozmetik ve güzellik ürününe zaten gücüm yetmez. Hem bizim kozmetikten anladığımız; sabunda…

Devamını Oku