TOPLUM 

AYI, YUMRUK VE SEL

Avcılık bir spor mu?

Avcılık ruhsatlı bir cinayet mi?

*

Artvin’den bir görüntü geldi. Devlet kapısında memur olan biri, tüfeğini kapmış, yavru ayıyı vurmuş.

İnsan yavru ayı vurur da o anı çekmez mi?

Avcı da öyle düşünmüş olmalı ki cep telefonu kamerasıyla olan biteni anbean çekmiş.

Yavru ayı, ağzı kan içinde, can çekişiyor, kendini yerden yere vuruyor, avcının köpeği ayıyı ısırmaya çalışıyor, ayı can havliyle kendini savunmak istiyor, yere yığılıyor, kalkıyor, bir daha yere yığılıyor.

Görüntü hoşunuza gitti mi?

*

Birkaç gün sonra Trabzon’dan bir görüntü…

Birkaç avcı bir ayı vurmuş, iki avcı çoktan ölmüş olan ayıyı oturma pozisyonuna getirmiş, biri pençelerini çekiştiriyor, biri kafasıyla oynuyor.

Sonra nereden aklına esiyorsa avcılardan biri, ölmüş ayının kafasına yumruk atıyor.

Öbürü de ondan görüp o da bir yumruk atıyor.

İlk yumruğu vuran kendini kaptırıyor peş peşe, sertçe yumruklar vuruyor ayının cansız başına.

Vuruyor, vuruyor, vuruyor…

Bunu niye yapıyor?

*

İnsan sadece ölmüş ayıya değil, ölmüş insana ya da derdest edilmiş insana da yumruk atan hain bir canlı.

Ayarı yok.

Sahi, insan ölmüş birine ya da zaten teslim olmuş, derdest edilmiş birine niye yumruk atar, niye tekme atar?

Keyif mi alır?

Üstünlük kurduğunu mu ilan eder?

Öldürdüğü ya da teslim aldığı canlıyı küçük düşürmek mi ister?

Gücünü kaybetmiş rakibine serbestçe vurabilmenin tadına mı doyamaz?

*

İnsan hain bir canlı.

Ölmüş bir canlıya ya da teslim alınmış, eski gücünü yitirmiş canlıya, mesela kocaman bir ayıya yumruk vurmaktan büyük keyif alıyor.

Varlığını hissettiği an, o an belki de.

*

Hepimiz bazen, ölmüş ayı gibi değil miyiz bu toplum yaşamında?

Güçten düşünce mesela, eski rakiplerimiz de, eski dostlarımız da, bizden korkanlar da, bizden çekinenler de tepemize toplanıp birer yumruk vurmuyor mu bize?

Siyaseti bırakmadan önce siyasetçinin yanına bile yaklaşamayanlar, siyasetçi koltuktan düşer düşmez etrafını sarıp kafasına kafasına yumruk vurmuyorlar mı mesela?

Gazetecinin yanından geçemeyenler, masasında oturamayanlar, gazeteci gazeteciliği bırakınca birden aslan kaplan kesilip gazetecinin kafasına kafasına tekme vurmuyor mu mesela?

*

Herkese korku salan bir karakol komutanı neden emekli olunca o sahil kasabasında kalmak istemez; birileri tutup kafasına kafasına vurur diye mi?

Neyse…

*

Artvin’de yavru ayıyı vurdular, dakikalarca can çekişmesini izlediler.

Trabzon’da ayıyı öldürüp cansız kafasına yumruklar attılar.

*

Televizyonlarda gördüm…

Oraları sel vurmuş.

Su bir coşmuş, bir kabarmış, bir kızmış ki yıkmış geçmiş etrafı.

Meteoroloji, şu, bu, tamam, bilime itimadım sonsuz da…

Ben niyeyse, bütün o selin, o afetin; can çekişe çekişe ölen yavru ayının, cansız kafasına yumruklar vurulan ayının ahından olduğuna inanmak istiyorum.

Ayıya bile işkence eden hain insana doğanın bir ceza verdiğine inanmak istiyorum.

Ayının ahı tuttu” demek istiyorum.

*

Ve aynı soruyu tekrarlıyorum:

Avcılık bir spor mu; yoksa ruhsatlı bir cinayet mi?

Bu yazıya yorum yapamıyorsanızlütfen Facebook hesabınıza giriş yapınız
Paylaş:

Benzer yazılar