TOPLUM YAŞAM 

YALNIZ DEĞİLSİNİZ

“Ateşi ve ihaneti gördük/ ve yanan gözlerimizle durduk bu dünyanın üzerinde.” diye başlar Nâzım Hikmet, ‘Kuvayi Milliye Destanı Birinci Bap’a. O günden bu yana da çok şey gördü geçirdi insanlık. Hep olduğu gibi… Hâlâ nelerini görmekteyiz. İki yıl devam eden bir salgın, sürekli yeni varyantlar vardı hayatımızda, aşı polemikleri, tüm bunların ortasında yitip giden canlar ve belki ailemizden, yakın çevremizden kaybettiklerimiz oldu. Bunların hiçbirini umursamayıp gönül rahatlığı ile yaşantısına devam edenler de oldu. Daha düne kadar bu salgının hayatımıza vurduğu ket, sağlığın ve nefes almanın bu denli kıymetini tokat gibi…

Devamını Oku
YAŞAM 

DÜNYA YILDIZI OLACAKTIM

Sağ–sol olayları durmak bilmiyordu. Her gün kavganın içinde buluyordum kendimi. Ara sıra dayak da yiyordum. Bizimkiler “Böyle olmayacak, seni dışarıya gönderelim, orada oku” dediler. Liverpool’da bir okul buldular. Yağmurlu bir gün “şemsiyeli adamlar” ülkesine ayak bastım. Hava hep kapalı ve hep yağmurluydu. Hatta bir gün birisine “Burada güneş var mı?” diye sormuştum da bir tuhaf bakmıştı yüzüme. Her neyse… Okula yakın bir sokakta bir pub keşfetmiştim. Sık sık oraya takılıyordum. Pencere kenarındaki masaya oturuyor, biramı yudumlarken kitap okuyordum. Bir akşam içeriye benim yaşlarda, saçları omuzlarında, sırtlarında gitarlarıyla üç kişi girdi.…

Devamını Oku
YAŞAM 

25 RUBLE

Moskova’ya 1919’da Vladimir Gardin tarafından kurulan ve dünyanın ilk sinema okulu olarak kabul edilen Sovyetler Birliği Devlet Sinematografi Enstitüsünde sinema okumaya gitmiştim. Kararım tepkiyle karşılanmıştı. Gidip de komünist mi olacaksın demişlerdi. Gidip adam oldum. Okulu ve arkadaşlarımı çok sevmiştim. O sıralar Nâzım da Moskova’daydı. O’nu görmeyi çok istiyordum. Ama mümkün görünmüyordu. Bir gün Nâzım’ın okula gelip söyleşi yapacağını öğrenince sevinçten havalara uçtum. Moskova’da tanışıp âşık olduğu Vera Tulyakova ile birlikte geldi. Genç kadının evli ve bir kızı olduğunu bir yıl sonra öğrenecekti Nâzım. Uzun bir söyleşi oldu. Edebiyattan, sinemadan ama…

Devamını Oku
YAŞAM 

NARSİZM

Hayatımın son yarısında öylesine çok narsist insanla karşılaştım ki bu durum konuyu çok araştırmama neden oldu. Son derece cahil ve yetersizliği görülebilecek seviyedeki insanların kendini abartan, başkalarını değersizleştiren davranışlarının sebebini araştırmak benim için çok ilgi çekiciydi. Çünkü yaşadığım bu tarz ilişkileri sanki birebir anlatıyordu. “Cahil” derken okumamış insan olarak değil, bilgiyi özümsememiş ve davranışına yansıtmayan kişi, medeni ölçütleri benimsemeyip egoları ve güdüleri ile hareket eden insanları kastediyorum. Duygusuz, saplantılı, her an kendine yönelik abartılı değer atfeden ve karşısındakini değersizleştiren davranışlarına tahammül etmek çok zor. Narsizm düzeyi yüksek olanlarla iletişim neredeyse…

Devamını Oku
YAŞAM 

BİR TEK İYOTLU HAVA YETERDİ MUTLU OLMAMA

“Bir tek iyotlu hava/ yeterdi mutlu olmama./ Bir tek iyotlu hava,/ bir de masmavi deniz/ yeter de artardı mutlu olmama./ Ne oldu tanrım!/ Ne oldu böyle bana?/ Yoksa öldüm de cesedim mi dolanıyor/ bu dünyada?” 2018’in yazında karalamışım bu şiiri. Ve son şiir olarak düşmüş defterime. Bir defterim var, yıllardır okuduğum şiir kitaplarından çok beğendiklerimi not ettiğim ya da kendi duygularım dile geldiğinde karaladığım – bunlara şiir denilebilir mi bilemem. Oldukça karamsar bir ruh haliyle yazılmış bu son şiir! Öyleydim o zaman; yaşama sevincimi yitirmiştim. Hayatta başınıza gelebilecek en kötü…

Devamını Oku
YAŞAM 

SÖYLE ZAMAN

Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında, dedik. Su akarken testiyi doldurmalıyız, dedik. Zamanla her şey geçer, dedik. Zaman her şeyin ilacıdır, dedik. Dedik de… Dedik… Siyah beyaz fotoğraflarda teker teker eksilirken biz, sohbet kokan masalarda bir bir azalırken dostlar, hep yarınını düşledik. Hep yarın dedik, yarın dedik, yarın… Oysa dün de bugün de yarındı. Bizler yarını düşünürken bugünü yaşayamadan yitirdik. Dün ise zaten geçip gitmişti. Günaydın, iyi günler, iyi geceler, iyi akşamlar diyerek hep güzel dileklerde bulunduk. Her anına anlamlar yükledik. Saatlere, günlere, aylara, yıllara böldük, bu yetmedi, bir…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

KABAĞIN DA BİR SAHİBİ VAR!

Covid-19’un bütün insanlığı esir aldığı günlerde, sokağa çıkma yasaklarının başladığı o yağmurlu günlerde, Mersin’de bir dere kenarında yürürken o köpekçiği düşünmüştüm. Siyah, parlak tüyleri vardı. Gözleri kapkaraydı. Ve pırıl pırıl. Avuç içi kadar bir köpekçik. Hani elini ısırsa kızmaya kıyamazsın. Havlasa kovalamaya kıyamazsın. Gelip kucağında uyusa uyandırmaya kıyamazsın. Öyle masum… * * * O köpekçiğin dört ayağını birden kesmişti insanlar. Ayaklarını kesip atmışlardı bir kenara. Fotoğrafını çekmişti gazeteciler. Ayakları kesildiği yerden bantlı… Kapkara, pırıl pırıl gözleri hüzünlü, yorgun… Birkaç gün sonra öldü. Yük mü gelmişti koca dünyaya? * * *…

Devamını Oku
YAŞAM 

UĞURLAMAK KASIMI TAKVİMLERDEN

Radyomda, güftesi ve bestesi Adnan Ergil’e ait ‘Takvimlerden Haberin Yok mu?’ parçası çalıyor, Gülay söylüyor. Soğuk bir kış kapıda bekliyor bizi. Gökyüzü bazen yarı aydınlık, uğuldayan rüzgâr titretiyor kaldırım taşlarını. Sokak lambaları kapamak üzere gözlerini… Hâlâ ayaktayım; bazen salona geçiyorum, bazen oturma odasındayım. Düşünceler, düşünceler, düşünceler sarıyor dört bir yerimi. * * * Günlerin ne hızla geçtiğini düşünüyorum eski fotoğraflara bakarken. Ne hızla değiştiğini mevsimlerin… Baharken yaz oluşunu birden, güzken kış aniden… Daha dün topluyorduk hâlbuki dalyanları İtalya sahillerinden, daha dün ekliyorduk özlemlere özlemimizi, şarkılar söylüyorduk gece yarıları. Günbegün artan…

Devamını Oku
POLİTİKA YAŞAM 

ON İKİ GÜN ÖNCE

“Annnnneeee, anneciiimmm; noolur, kurtar beniiiii, annee, yardım et bana, annnneeeeee!” Yine aynı rüyayla fırladı uykusundan, yüreğinin atışı yatağını sallıyordu sanki; ağlayarak başucundaki suya uzandı ama elleri öyle titriyordu ki, su dolu bardağın düşüp kırılma sesine kocası fırladı: – Hanım, iyi misin, ter içindesin yine? ‘İyilik, mutluluk, umut, huzur, vicdan’. İçindeki hayata dair tüm güzellikler yok olmuştu tam on iki gün önce… Onu doğurduğu günü hatırladı. Saatlerce çektiği doğum sancısı sonrası onu kollarına aldığı an, o koku, cennetin kokusu bu olmalıydı; o sıcaklık, göğsünün üstünde hissettiği, onunla birlikte atan o kalp;…

Devamını Oku
POLİTİKA YAŞAM 

ALIŞTIRAMAYACAKSINIZ, KAZANAMAYACAKSINIZ!

Herkes bir şey söylüyor… “Masum çocuk öldü” diyorum, “Alıştık” diyorlar… “Neden alıştınız?” diye soruyorum, “Alıştırıldık” diyorlar… Ölüme alışır insan alışmasına da, terör sonucu ölümlere alışamaz! 2013 Reyhanlı saldırısı… 2015 çözüm süreci ve kritik yıllar… 2015 Suruç saldırısı… 2015 Ankara gar saldırısı… 2016 Kızılay Güven Park saldırısı… 2022 Mersin Tece Polisevi saldırısı ve 2022 Taksim… Aklımda kalan acı tablolar bunlar. Hiçbir zaman alışmadık, alışmak demek bu terör örgütlerini kabullenmekle eş değerdir. Alışmak demek hain terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmek demektir. “Neden terör var?” sorusunun bilimsel yanıtını paylaşmak isterim: “Terörizmin temel amacı,…

Devamını Oku