POLİTİKA TOPLUM 

UZUN İNCE BİR YOL / SİVİL İTAATSİZLİK

“En iyi devlet, hiç yönetmeyen devlettir.” – Henry David Thoreau “Sivil İtaatsizlik” doktrini Amerikalı Henry David Thoreau’ya (1817-1862) ait bir öğretidir. Meksika Savaşı’nda, Amerikan hükümetinin köleliği yaymayı amaçladığını sezen Thoreau, hükümeti mali bakımdan desteklememek için kelle vergisini ödemeyi reddeder ve hapse girer. Bu olay, Thoreau’yu ‘Sivil İtaatsizlik’ isimli makalesini yazmaya kadar götürür (1849). Öğretide Meksika Savaşı’nın önemli bir yeri vardır. Başkaldırının felsefesi bağlamında “Amaçlarla tutarlı ve etik bir başkaldırı olanaklı mıdır?” diye sorar Albert Camus. Ahlaklı bir tutarlılık olanaklı olmakla birlikte eylemin sonuca ulaşması açısından yeterliliği tartışma konusudur. Sivil itaatsizlikte,…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ÇEVRECİNİN DANİSKASI

Bir ağaç deyip geçme, nelere kadir bir ağaç. Mesela bizim Mersin’in yalnız ağacı… Hani şu zehirlenen fukara ama anaç ağaç. Hani o kupkuru meydanda yemyeşil ve serin ve gölgeli ve görkemli ağaç… Ayakta ölürken bile neleri değiştirdi. * * * 20 yıllık devri saltanatın tüm aktörlerini çevreci yapıverdi mesela. Betoncular… Nükleerciler… Kömürcüler… Mermerciler, taşçılar… Petrolcüler, siyanürcüler… Yanmış orman yerine otelciler… Yağmalanmış zeytinlik yerine madenciler… Çapul edilmiş kıyılarda AVM’ciler… Erken gelenin konduğu ormanlarda TOKİ’ciler… Göl kıyısında yalıcılar, orman yolunda villacılar… Bizim yaylalara taşocakçılar… Kıyılarımıza balık çiftlikçiler… Ardıçlarımızı kesen termikçiler… 20 yılda…

Devamını Oku
POLİTİKA 

YENİ TÜRKİYE VE ADALET

Tarihinin en büyük ekonomik krizi ile karşı karşıya olan Türkiye, Parlamenter Sistem’den geçmiş olduğu ‘Tek Adam Sistemi’nde beklediği gelişmeyi ve iyileşmeyi sağlayamadı. Ülkede reel enflasyonun Cumhuriyet tarihinde görülmedik bir noktaya yükselmesi, orta sınıfın yok olması, nüfusun büyük bölümünün açlık ve yoksulluk sınırında yaşar hale gelmesi nedeniyle iktidar koalisyonunun seçmen desteği hızla geriledi ve yapılan ciddi siyasi anketlerde 2023 seçimlerinde iktidar değişikliğinin sinyalleri şimdiden alınmaya başladı. Yapılacak ilk seçimde, 6 siyasi partiden oluşan muhalefetin bir bütünlük halinde hareket etmesi ve dışarıda kalan muhalif güçlerin de iktidar değişikliği için muhalefet bloku ile…

Devamını Oku
POLİTİKA SPOR TOPLUM 

FUTBOLUN ASİLERİ

“Gidenler nerede kaldılar, özledim gülüşlerini. / Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki.” [1] Neil Faulkner’ın “Bütün şeyler kendi içlerinde çelişkilidir ve çelişki, tüm hareketin ve yaşamın kökenidir; bir şey ancak bir çelişki içerdiği sürece hareket eder, itkiye ve etkinliğe sahip olur” saptaması “Futbol, asla futbol değildir” diye tarif edilen gerçeğin asileri için de geçerlidir… Jean Paul Sartre’ın “En önemsiz davranışınızda bile, ‘sınırsız bir kahramanlık var’” [2] notunu düştüğü insani isyan, sınıflı sömürücü toplumlardaki “kahraman”lığın da zeminini oluşturur. [3] Yani “kahramanlık”, özgürleşme için vazgeçilemez zarurettir. Çünkü hemen her şey “…‘insanları baskı…

Devamını Oku
POLİTİKA 

KAN KARDEŞLİĞİ

“Herkesten yeteneğine göre… Herkese gereksinimlerine göre…” – K. Marx / F. Engels Bir şeylerin ya da daha keskin bir ifadeyle söyleyecek olursak, bazı kuramların hayat içinde kabul görmesi onun sınanmasıyla, yani yaşamdaki pratiğiyle yakından ilgilidir. Aslında ilk olarak ilkel topluluklar arasında komünal yaşam olarak var olan bu kuramlardan birisi, Avrupa’da Sanayi Devrimi sonrası ete kemiğe bürünmeye başlamıştı. Kuramsallaşmaya başladığı o günden bugüne, haksız imtiyazlarını kaybedeceğini anlayan burjuvaziyi çok korkutmuş, onlar da bu korkularını asılsız bin bir dedikoduyla süsleyerek bir “öcü” yaratmışlar, tüm dünyanın beynine enjekte etmişlerdi. Marx’ın deyimiyle “Avrupa’ya bir…

Devamını Oku
POLİTİKA 

1970’İN ‘15-16 HAZİRAN’I

“İnsanların çektikleri acılardır asıl paylaşılması gereken.” [1] Cahit Külebi’nin “Ağladığım senin içindir/ güldüğüm senin için/ öpüp başıma koyduğum/ ekmek gibisin” dizeleriyle müsemma 15-16 Haziran Başkaldırısı, hepimize “Veritas vos liberabit / Gerçek seni özgür kılar” diye haykıran tarihsel bir mihenk taşı olması yanında, işçi sınıfının volkan gibi patladığı tarihsel kesitin öğretici hikâyesidir. Üzerinde döne döne düşünülmesi gereken bu deneyim; T.“C”. tarihinin dönüm noktalarından birisidir kuşkusuz. Coğrafyamızı derinden sarsan “iki uzun gün” iktidarın, işçi haklarına yönelik saldırısını püskürtmekle kalmamış; bütün muhalefeti derinlemesine etkileyip yeniden biçimlendirmiş; ekonomi-politik gerçeğin bir yol ayrımına geldiğini de…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

HAKİKAT ADACIKLARI

Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesinden Doç. Dr. Recep Ünal’ın ‘Yeni Medya’ dersindeyiz. Sosyal medyanın avantajları ve riskleri üzerine konuşuyor hoca. Sorun şu: Yanlış bilgi, çarpıtılmış bilgi, kırılmış kırpılmış eksiltilmiş ya da başka parçacıklar eklenerek dönüştürülmüş bilgi sosyal medyada daha hızlı mı yayılır? Evet… Hoca bu konuya bir örnek veriyor: “Birisi ‘Dünya düzdür’ dese, bunu sosyal medyada yaymaya çalışsa, o da kendisi gibi düşünen kişiler bulacaktır.” (Bundan sonrası benim yorumlarım. Hocayı linç etmeyin, lütfen.) * * * Demek ki sosyal medyada yanlış bilgi, çarpıtılmış bilgi, kırılmış kırpılmış eksiltilmiş ya da başka parçacıklar…

Devamını Oku
POLİTİKA 

CHP’Lİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ VE ADANA ALGISI

Yalan, bu ülkenin tarihinde hiç bu kadar gerçekmiş gibi söylenmedi. Algı operasyonları hiç bu kadar zirveyi görmedi. Hedef gösterme, ayrıştırma, basın ve sosyal medya üzerinden linç kampanyaları, tetikçilik öyle korkunç bir hale getirildi ki… Vicdansızlık, ahlaksızlık, rezillik, gerekirse hırsızlık bile utanması gerekenler tarafından utanmazca ve cansiperane savunulmadı. Ekranlar ve gazetelerin dönmek için tutulmuş köşe başlarında kadrolu tetikçiler… Ne doğa, ne tohum, ne toprağın umurunda olduğu, gelişmişlik ölçüsünün betonla ölçüldüğü, yoksulluğun bir virüs gibi yayıldığı, yozlaşmanın, ahlaki erozyonun büyüdükçe büyüdüğü bir altüst oluş içinde Cumhur İttifakı dışındaki belediyelerden hiç elini çekmeyen…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

SESSİZ İSTİLA

Aşırı sağcı siyasetçilerden Ümit Özdağ’ın yapımcılığını üstlendiği ‘Sessiz İstila’ filmi sosyal medyaya düştü, yüz binlerce kişi izledi. Filmin özeti şu: 2043’te Suriyeliler nüfusun yarısını geçmiş; Türkiye, bir Arap ülkesi olmuş. Türkçe yasaklanmış. Türk çocukları doktor filan olamıyor. Ancak hasta bakıcı olabiliyor. Suriyeliler, Türkleri gördükleri yerde kovalıyor filan. * Film, Fethullahçıların Samanyolu TV’sindeki dizileri anımsattı bana. Onların da öyle dizileri olurdu. Keskin uçlu, köşeli, yoruma mahal bırakmayan, korkuya ve sanrıya dayalı, ortalamanın altındaki Türklere hitap eden filmler. Ama bu film, ‘Sessiz İstila’ filmi ortalamanın altındaki Türklere hitap etmiyor. Aksine, ortalamanın üzerinde…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ŞEHİR HASTANELERİ GERÇEĞİ

Kamu-özel işbirliği modeliyle inşa edilen hastanelerin temel gerekçesi, kamu hizmetlerinin bütçe olanakları çerçevesinde gerçekleştirilmesinde yaşanan zorluklar olarak gösteriliyor. Devletin borçlu yapısı yeni borçlanmaya gitmedeki zorlukları özel sektörü devreye sokup hazine garantisi vererek, yani borcu kefil olarak üstlenerek inşaat firmalarını hastane işletmecisine ve ardından AVM işletmecisine dönüştüren bir modelle karşı karşıyayız. Bir anlamda bu yolla devlet borç miktarını az gösterme ve bütçe kapsamında yapacağı harcamalarını bütçe dışında yaptırma olanağına kavuşuyor. Yeterli finansal kaynağının olmadığını söyleyen hükümet, inşaat firmasına “Sen hastaneyi yap, ben sana araziyi vereceğim” diyerek ilk imtiyazı sağlıyor. Ardından ikinci…

Devamını Oku