TOPLUM YAŞAM 

STETOSKOBUNU ÖMRÜNE ASANLAR

Siz hiç birine kalp masajı yaptınız mı? Gencecik bir kızı, belki sabah annesini öpüp bedeni okula, ruhu sonsuzluğa gitmeye çalışan birini; masajla bu dünyada kalmaya ikna etmeye çalıştınız mı? Ya da aslan gibi bir delikanlının mayından kalan yarısına kalp olmaya çalıştınız mı, pompaladığınız her kanın vücudundan kaybolduğunu gördükçe gözünüz monitörde, torbalarca kanı daha hızlı vücuduna göndermeye çalıştınız mı hiç? Halı saha maçına çıkıp koşarken son derece sağlıklı görünen bir oğlan çocuğunun duran kalbine dakikalarca masaj yapıp, gözünüzün önüne kendi çocuğunuzu getirerek daha hızlı, daha güçlü basıp, çocuğu Azrail’in elinden almaya…

Devamını Oku
TOPLUM 

1492, ORTA ÇAĞ AVRUPA’SI, ‘AFRİKALI LEO’ VE GÜNÜMÜZ

1186 yılından sonra kilisenin karar vericiliği bütün Batı Avrupa ülkelerine yayıldı. İncil Latinceydi. Latince, halk tarafından konuşulan bir dil olmadığı için kimse anlamıyordu. Bu nedenle rahipler kiliselerde tanrı buyrukları diye halkın korktuğu ya da kurdukları düzenin devamını sağlayacak vaazlarda bulunuyordu. Özellikle de Yahudiliğin nefret duyulması gereken sapık bir inanç, gerçek tanrıya, İsa’ya karşı lanetli bir inanç olduğunu söyleyip halkı kışkırtmaktaydılar. Polis teşkilatı nerede bir Yahudi görse ya çok kötü davranıyor ya da çok sudan gerekçelerle öldürüyordu. Engizisyon sürekli halkın inançlarını sorguluyor, Yahudi olduğunu belirledikleri insanları fişliyordu. Yahudilere ne devlet kadrolarında…

Devamını Oku
SPOR TOPLUM 

TÜRKİYE’DE FUTBOLUN TARİHÇESİ VE ‘1959 ÖNCESİ ŞAMPİYONLUKLARIN SAYILMASI’ TARTIŞMALARI

Fenerbahçe’nin 1959 yılı öncesindeki şampiyonluklarının geçerli sayılması için Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) önünde duruyor ve bu talebe Galatasaray itiraz ediyor. Bu yazının amacı bütünsel bir anlayışla Türk futbol tarihini incelemek ve bu talebin çıkış noktasını ortaya koymak ve talep konusunda daha sağlıklı analiz ve yorum yapmaktır. Türkiye’de futbol ilk defa 1877’de Alsancak ve Konak çevresinde yaşayan Levanten aileler arasında oynanmıştı. Bu durum, 1898’de İngilizler ile birlikte Selim Sırrı Tarcan’ın da bu oyuna ortak olmasına kadar devam etmiştir. 1890’da İzmir’de yerleşik İngiliz gençler Bornova’da futbol oynarken La Fontaine, Whittall, Giraud Charnaud…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

GAZETE VE TV’LER “ÇORAP FABRİKASI” MI?

“Gazete çıkarmak, çorap fabrikası işletmeye benzemez” cümlesi, Türkiye gazetecilik tarihinin kıvançla anılan sayfalarından birinin sloganıdır. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü de oradan kalmıştır. 1961 yılında “dokuz gazete patronu”, gazetecilere yeni haklar getiren 212 sayılı Basın Kanunu ile Basın İlan Kurumu kurulmasına ilişkin yasanın yürürlüğe girmesine tepki olarak üç gün gazete çıkarmama kararı almışlardı. Bunun üzerine gazeteciler ‘Akşam’, ‘Cumhuriyet’, ‘Dünya’, ‘Hürriyet’, ‘Milliyet’, ‘Tercüman’, ‘Vatan’, ‘Yeni İstanbul’ ve ‘Yeni Sabah’ patronlarının bu kararını protesto ederek halkın gazetesiz kalmaması için de ‘BASIN’ adlı bir gazete çıkarmışlardı. O gazetenin 11 Ocak’taki başyazısında gazete patronlarına…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

PASAPORT HAKKINDA HER ŞEY

Son bir yılda gündemimizde “pasaport krizi” diyebileceğimiz bir krizimiz oldu. Pasaport için sabahın erken saatlerinde kuyruklara giren insan görüntülerine tanıklık edildi. Çipli pasaport üretimini yapan ve Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı olan Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün Hollanda’daki tedarikçi firma ile “çip krizi” yaşaması sonrası zincirleme gelişen ve krize dönüşen gelişmeler devam ediyor. Bu krizin kurbanlarından biri de ben oldum. Planlı seyahat öncesinde pasaport süresini uzatma başvurumun aylar içerisinde yetişmemesi sonucunda, yıllık izin planlarını iptal etmek durumunda kalan biri olarak bol bol pasaportun anlamı, gerekliliği ve gereksizliği üzerine düşündüm.…

Devamını Oku
TOPLUM 

‘DEVRİM’ VE ‘KÜLTÜR’ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

“Büyükler neden büyüktür, bilir misiniz? Biz, dizlerimizin üstüne çökmüşüz de ondan. Artık kalkalım!” – Max Stirner Değişimsizliğin sosyoloğu Talcott Parsons, bir makalesinde, “Amerikan toplumunu bütünleştiren en yüksek değerlerin (enstrümantal aktivizm, Weber’in münzevi Protestanlığı), yani Amerikan kültürünün Amerikan tarihi boyunca hiç değişmediğini” yazabilmişti… (akt. Applebaum, 1970: 71) Benzer bir iddiayı İngiltere için, farklı bir bağlamda Britanyalı tarihçi Alan Macfarlane (1993: 178-189) de dile getirmekte, “İngiliz toplumsal/hukuksal, hatta siyasal kurumlarının (hükümet biçimi, hukuk sistemi, sosyal sınıflar, toprak rejimi, akrabalık, evlilik, aile yapısı…) en azından 13’üncü yüzyıldan bu yana temelde aynı kaldığını” söylemektedir.…

Devamını Oku
TOPLUM 

“YENİ CÜPPELİ” YARATAN MEDYAMIZ

Günümüzde “Cüppeli Hoca” olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün şöhretli bir şahsiyet haline gelmesinde medyanın rolü çok büyük. Medyanın onu keşfi, 1999’daki Marmara Depremi’yle ilgili sözleri sayesinde olmuştu. “Mevla’m zina yuvalarını vurdu” sözleri günlerce “eleştirildi” gazete ve TV kanallarında. Ama bu tepki haberleri tam tersi etkiyle yıldızının parlamasına neden oldu. Resmi din eğitimi olmamasına rağmen “Hoca” olarak tanınırlığı arttı. Hürriyet’in 2006’daki “Cüppesiz Ahmet Hoca: Malta’da jet-ski sefası” haberi de Ahmet Mahmut Ünlü’ye zarar vermediği gibi daha da büyüttü. Ünlü, 2012’de “fuhuş” iddiasıyla cezaevindeyken yaptığı bir söyleşide “Her şey jet-ski ile başladı”…

Devamını Oku
TOPLUM 

BOHEM NEDİR, KİME DENİR; SİZ BİR BOHEM MİSİNİZ?

Bohemya, 16’ncı yüzyılda Avrupa’da cam sanatı ve kristal yapımında Venedik’le beraber Avrupa’nın merkezi olmuştur. Bohemya, 19’uncu yüzyılın ilk yarısında cam işçiliğinde ve kristallerde tahtı Venedik’ten tamamı ile almıştır. Dünyanın kristalleri ile tanıdığı bu bölge adını bir akıma 19’uncu yüzyılda vermiştir. 14’üncü yüzyılda ise Moğol istilasından sonra Hindistan’dan kaçan göçebe bir halk, Avrupa’ya ulaşmaya çalıştı. Şimdiki Çek Cumhuriyeti’nde olan Bohemya’ya yerleştiler. Daha sonra, Avrupa geleneklerine uymaya yönelik çeşitli girişimlere rağmen başarılı olamadılar. Bohemyalılar için toplumun sınırlarında çok fazla yaşamakla ve genel geçer kurallara uymamakla suçlandılar. Bu kişiler Bohemya bölgesinde yaşayan “Çingeneler”…

Devamını Oku
TOPLUM 

YÖNETİCİLERİMİZ “HOŞŞİK” OLURSA

Vefasız bir toplum olup çıktık. Hele biz Adanalılar… Bu kentin onca sanatçısı dururken koca koca bulvarlara, caddelere “Alparslan Türkeş”, “Turgut Özal”, “Süleyman Demirel”, “Necmettin Erbakan”, “Kenan Evren” (hele bu adam) ve “Adnan Menderes” gibi siyasilerin adlarını verdik. Hâlâ bir caddede, bir sokakta tanımadığım, Adana’yla hiç ilgisi olmayan birinin adı çıkıyor karşıma. Bu kente ne gibi katkıda bulunduğunu hâlâ anlayamadığım Hasan Şaş’ın adı bir bulvara verildi. Fatih Terim’in adı bir okula, bir spor tesisine verildiği gibi şimdi de yıkılan 5 Ocak Stadyumu’nun adına kuyruk gibi takılmıştı nedense. Seyhan Nehri’nin üzerindeki önce…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT POLİTİKA TOPLUM 

HEYKEL İLE İMTİHANIMIZ!

“Heykel, mekânda girinti ve çıkıntının sanatıdır.” [1] Fernando Pessoa’nın “Hayatımı kendime yabancı bir malzemeden yapılmış bir heykel gibi yonttum” [2] satırlarıyla üzere heykelin yaşamımızdaki önemine ilişkin vurgusuna; “Hiç taş heykel ile canlanmış heykel bir olur mu? Taştan taş yapmak meziyet değil, taşı taşlıktan çıkarmaktır asıl meziyet” [3] ifadesini de eklemek gerek… Bir de Ulus Baker’in “Diyebiliriz ki heykel, taşı aldatarak yapılır” [4] ve Søren Kierkegaard’ın “Heykel, resim ve mimari gibi doğa da sessizdir; ancak her şeye rağmen duyarlı kulaklar onların konuştuğunu işitebilir” [5] saptamalarını… Kolay mı? Michelangelo di Lodovico Buonarroti,…

Devamını Oku