TOPLUM 

DEZENFORMASYONA “DUYARLI” YAZARLARIN ÇİFTE STANDARDI

Deprem sonrasında iktidar medyası ve yazarları, yaşananları ve sorunları aktarmak, felaketin bu denli büyümesinin nedenlerini ve sorumlularını aramak yerine enerjilerinin büyük bölümünü “yalanlama”ya ayırıyorlar. Varsa yoksa dezenformasyon! Bir yakınmadır gidiyor iktidar medyası saflarında ama onlar da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Dezenformasyon Bülteni’nde olduğu gibi suçladıkları kişi ya da kurumların adını sanını vermiyorlar; “yalan” olduğunu savundukları haber ve paylaşımların kimler tarafından tedavüle sokulduğunu belirtmiyorlar. Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan, ‘Dezenformasyon Can Alıyor’ başlıklı yazısında “Deprem gibi afet zamanlarında yapılan dezenformasyon, açtığı sonuçlar itibariyle can alıcı seviyeye gelmiş durumda” değerlendirmesi yaptı. Sonra da…

Devamını Oku
TOPLUM 

AYNI SOKAKTAYIZ

Ne güzel, tam unutmuşken depremi, o korkuyu atmışken, o tevekkülü, o kalenderliği terk edip kendi âlemimize dönmüşken… Yine hırsa düşmüş, yine para pul hesaplarına girmişken… Hani fabrika ayarlarına dönmüşken tam… Hop, bir daha salladı deprem. Şöyle beş-on saniye… Kısacık. Apartmandan hızla çıkan vatandaş, bir başka apartmandan hızla çıkan vatandaşa durumu özetledi: “Çok pis vurdu…” * * * Çok pis vurunca deprem dışarı çıkarız biz. Sokakta otururuz. Bekleriz. Neyi bekleriz? Deprem dediğin yağmur gibi, kar gibi gözlenebilen; günü, saati tahmin edilen hava olayı değil ki geleceği saati tahmin edesin de dışarıda…

Devamını Oku
TOPLUM 

AYNI OTOBÜSTEYİZ

“Bitpazarına gider mi bu otobüs abi?” dedi genç erkek. Şoför, “Gider” dedi. Başıyla “Gelin” diye işaret etti genç erkek. Durakta bekleşen genç kadınlar otobüse yöneldi. Çocuklu olan oturdu bir koltuğa. Diğerleri ayakta. * * * Bitpazarına en yakın durak Dondurmacı Halil. Şöyle böyle 15 durak var. “Bitpazarına geldik mi?” diye sordu yanındaki yaşlıca erkeğe. “Yok” dedi beriki. “Yabancı mısınız?” “Yabancıyız.” “Nereden?” “Diyarbakır. Depremzedeyiz.” “Geçmiş olsun. Kaybınız çok mu?” “Allah razı olsun. Benim aileden çok can kaybı yok. Ama mal, davar, ne var ne yok hepsi gitti. Viran oldu bizim oralar.…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

PED, FARELER VE ASFALT

Günlerdir ülkece yaşadığımız acılarla ve çaresizlikle başa çıkmak için bugün yürüyüş yapmak istedim. Vicdan azabı çekmemek için de kendime şöyle söyledim: “Nihayetinde kendimize bakmazsak, başkalarına nasıl bakacağız?” Yürüyüş yaptığım ana yoldan orman yoluna girdiğimde, menopozun ne iyi bir şey olduğunu düşünmekteydim. Kendi adıma bana nefis bir özgürlük vermişti menopoz. Fakat işte yaşamdan kopamıyor ya insan, bir anda aklıma depremzede kadınlar geldi! Birkaç kısa kayıt izlemiştim, gözlerimin önünde geçti yürürken. O kayıtlarda konuşanlar, depremden beri yıkanamadıklarından söz ediyorlardı. 15 gün! Üstelik normal ve temiz koşullarda değil; toz toprağın içinde… 15 gün……

Devamını Oku
TOPLUM 

MEDYANIN ŞÖHRET ŞEHVETİ

Medyanın, sosyal medyanın peşinden giderek birkaç günlüğüne şöhret haline getirdiği ne kadar çok insan gelip geçti gözlerimizin önünden… Üç yıl kadar önce bir kitapçıdaki söyleşi görüntüleriyle “Filozof Çocuk” diye tanımıştık Atakan Kayalar’ı. Beş ayda 250 kitap okumuş, felsefe bilen 10 yaşında bir çocuktu. O günlerde TV programlarına çıkmaktan bıkmış, sokağa çıktığında fotoğraf çektirmek isteyenlerden sokakta yürüyemez hale gelmiş, şöhretten yorulmuştu. Ne oldu? Bir yıl sonra bir iki programa daha çıktı, sonra unutuldu gitti. Aksaray Belediyesi temizlik işçisi Hamit Karakaya, çöp toplarken dans görüntüleriyle bir anda şöhret olmuştu. Kıraç onu sahneye…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ERDOĞAN’IN ALKIŞ TUTARSIZLIĞI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “doğalgaz müjdesi”ni açıklarken “Basın mensupları da hiç alkışlamıyor ha. Yanlış iş mi yaptık?” diyerek alkış isteyince gazeteciler ne yaptı dersiniz? Gülümsediler, çoğu da alkışladı. Gazeteci alkışlamaz. Sadece siyasetçiyi değil, muhatabı kim olursa olsun alkış tutmaz. Gazetecilik faaliyeti sırasında alkışlamak, gazetecinin eleştirelliği bırakması demektir. Saray’a akredite olan gazeteciler de o gün aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan Erdoğan’ı alkışlayarak gazeteci gözüyle izlemeyi bırakarak, o siyasi etkinliğin bir parçası haline geldiler. Erdoğan ise medyaya bakışını dile getirmiş oldu. Etrafında kendisine alkış tutacak gazeteciler istediğini açıkça ilan etti, hem de geçmişteki…

Devamını Oku
EDEBİYAT TOPLUM 

BELKİ YARIN

Nâzım Hikmet, Kuvva-i Milliye Destanı’nda, Nurettin Eşfak’a şunları söyletir: “Akif inanmış adam/ büyük şair…” İroni mi yapar? “Gelecektir sana vaat ettiği günler Hakk’ın” diyen Akif’in, inanmışlığını mı sorgular ironi yaparken, büyük şairliğini mi sorgular? Bunu edebiyat tarihçileri düşünsün… Fakat Nâzım da en az Akif kadar inanmış bir dava adamı değil midir? Mesela ne der bir şiirinde: “Güzel günler göreceğiz çocuklar/ Motorları maviliklere süreceğiz/ Çocuklar inanın, inanın çocuklar/ Güzel günler göreceğiz, güneşli günler/ Motorları maviliklere süreceğiz…” * * * Biz Nâzım’a inandık, yıllar geçti, güzel günler gelmedi… Her gelen gün, bir öncekinden…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

YALNIZ DEĞİLSİNİZ

“Ateşi ve ihaneti gördük/ ve yanan gözlerimizle durduk bu dünyanın üzerinde.” diye başlar Nâzım Hikmet, ‘Kuvayi Milliye Destanı Birinci Bap’a. O günden bu yana da çok şey gördü geçirdi insanlık. Hep olduğu gibi… Hâlâ nelerini görmekteyiz. İki yıl devam eden bir salgın, sürekli yeni varyantlar vardı hayatımızda, aşı polemikleri, tüm bunların ortasında yitip giden canlar ve belki ailemizden, yakın çevremizden kaybettiklerimiz oldu. Bunların hiçbirini umursamayıp gönül rahatlığı ile yaşantısına devam edenler de oldu. Daha düne kadar bu salgının hayatımıza vurduğu ket, sağlığın ve nefes almanın bu denli kıymetini tokat gibi…

Devamını Oku
TOPLUM 

İNSANCA ÖZGÜRLÜK

Süslendi mi caddeler, evler, alışveriş merkezleri? Her yer her saat aydınlıktır bulunduğunuz şehirde 1 Ocak’a kadar. Sokak aydınlatma sorunu yaşayan yerlerin hâlâ var olmasına ne demeli, peki? Karanlık demek olumsuzluğun her an baş göstermesi demektir. Umut, huzur ve sevgi kelimeleri ile başlayacaktım yazıma ama 21’inci yüzyılda da bu duyguların tam elde edildiği söylenemez. Her geçen yıl dünya kötüleşiyor, insanlar insanlığı terk ediyor. Hayvanlar ellerinde olsa belki de bu yeryüzüne hiç gelmek istemezler. Yeryüzündeki hayvanların yanı sıra deniz altındaki hayvanları da dünyadan koparıyoruz. Bu satırları duyarlı olabilmek için yazmıyorum. Şöyle boş…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

“TECAVÜZCÜ SENSİN!”

“Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu namussuz bir çağ bu, biliyorsun.” [1] 1981’de Karayip ada ülkelerinden Dominik’te düzenlenen Birinci Latin Amerika ve Karayip Kadınlar Kurultayı, bu ülkede diktatör Trujillo’ya karşı direnen Mirabal kız kardeşler Patria – Minerva – Maria Teresa’nın katledildiği 25 Kasım’ı, ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ ilan etti. Mirabal kardeşlerin katli, bir “aile içi şiddet” ya da “kadın cinayeti” vakası değil, bir devlet şiddetiydi. [2] Rafael Leónidas Trujillo… 1930’da sahte seçimlerle iktidarı ele geçirip 1961’e kadar Dominik’e kan kusturan diktatör. Verimli topraklarının yüzde 60’ının, şeker sanayiinin…

Devamını Oku