ŞİİR 

TAHTAKURUSU

Bir yaz daha geçti Bir sonbahar Bir de kış Artık heyecan vermiyor ilkbahar Haydi, bağır! Haykır! Ama nafile Evde değiliz sanki Gestapo kampındayız.   Hapsolmuşuz Doğu’nun tam ortasının kaderine Umudumuz da kalmadı, yorulduk artık Çaresizlik ağıtları içimizi dağlıyor Sızlanıyoruz, arabesk bir şarkı misali Çürüyor her yerimiz Çocuklarına acıyor babalar, analar ağlıyor İçimizi yakıyor biteviye, Devası olmayan kederimiz.   Yüksekte fırsatçı bir keler Sahte bir kral Yerde tahtakuruları ve sıçanlar Evi kemiriyorlar durmaksızın Parçalıyorlar, paramparça çürütüyorlar her yeri Her şeyi, ne varsa işe yarar.   Nice yaz geçti Nice kış geçti…

Devamını Oku
EDEBİYAT ŞİİR 

AYGÜL – BİR MANZUM HİKÂYE

  Sonra oturdum o gece kaderime ağladım. Sessizce içime döktüm gözyaşlarımı. Aygül, ağladığımı duymamalıydı.    Bir gün buralardan gidersem diye düşündüm sonra. Bir evim olursa paşa kılıcı alacaktım salona. Balkona da sardunyalar. Belki zeytin belki nar. Aklımda sıcak iklimler vardı.   Hüznün şiddeti dağılıyordu Hayal kurmak en etkili depresandı Son gözyaşım akarken yanağımdan Aygül, geldi. Gözlerimdeki buğuyu yok etmek istercesine hızlıca ovuşturdum gözlerimi. – Ağlıyor muydun sen? – Hiç mutfakta ağlanır mı, anne? – Türk kahvesi içelim. Daha sabaha çok var.   Kahve sıcaktı. Soğumadan içemezdim. Beklemeyi çok uzun zaman…

Devamını Oku
ŞİİR 

HAYDARPAŞA GARI

Haydarpaşa Garı görünüyordu iskeleye vuran Boğaz’ın mavi sularından, bir yanda yapayalnız deniz feneri, diğer yanda Kadıköy İskelesi ve telaşla vapura yetişmeye çalışan insanlar. Masmavi bir gökyüzü, ölgün bir deniz, hüzünlü bir hava, yaşlı solgun benizli bir adam, etrafı yılgın gözlerle süzüyordu, hırpani yırtık ceketli bir dilenci. Üşüyen bir çocuk bir yanda, elinde tablasıyla bir simitçi, diğer yanda falcı bir çingene, yıllar sonra aynı yerde, bir banka oturmuş müşteri arıyordu yine. Aralık’ın 5’iydi, sonbahardan kalma bir esinti ürpertiyordu. Kış kapıda, hava serin, dalgaları rıhtıma vuruyordu iskeleye yanaşan teknelerin. Bir çınar altı…

Devamını Oku
ŞİİR 

İSTİLA

Kalbindeki yaradan sızdım içeri Fersah fersah gezdim damarlarını. Salıncak kurup sinir tellerine Zihninden, bedenine savruldum. Ellerin kontrolümdeydi Yüzümü okşadım, saçlarımı. Tenine rengimi verdim Kararttım biraz seni, Gözünü alma diye kimsenin. İlk adımını benimle attın Kanını ben pompaladım ayaklarına Hareketsiz kalmıştı, şaşkındı. İçine renkli bakan gözler yaptım sana Dışarıya aynı bakıp Beni, mavi yeşil sevdirdim. İnceltip dudak derini daha da Yaklaşırken bile tadını aldım -Son kirazımı yediğimde Henüz seni öpmemiştim.

Devamını Oku
ŞİİR 

GİTMEDEN KAVUŞMAK

Ardında bir katliam yapmadan Gitmek mümkün değildir… Onun için Herkes bilmez gitmesini Sevdiğine bölmeden kendisini…   Sevdiğine böldüğün her şey Çoğuldur özünde Sırf bu nedenle Yazılır tüm hikâyeler Ömrün parantez içine…   Gideni sırtından öpmek Gitmelere alışmaktır. Alnından öpmesini bilmek, Gitmeden kavuşmaktır.

Devamını Oku
ŞİİR TOPLUM 

UTANIR OLDUK

Suyu çıktı memlekette ahlaksız ‘ahlak’ın Vücudumuzdan utanır olduk Koskoca insanlarız üstelik Zihnimizde yalanlar İrademiz teslim alınmış Velhasıl, halimiz kepazelik.   Kimimiz utanarak bakarken aynamıza Aman tanrım, o da ne! Yüce şeyh Kuytul geldi aklımıza Gardımızı düşürüp Kendimize pranga vurduk Beter olacağız böyle giderse, sürüngenden de beter Günahmış, bir kadını yolda görürsek eğer Gıcırdarmış dişlerimiz, acı çekermişiz Günahkâr olurmuşuz, vallahi Yani o haltı çoktan yemişiz meğer.   Tanrı uzmanları türedi bu bataklıkta Kimi prof’tu kimi de alaylı Ömer Turgut fetva verdi bir lağım çukurunda Kadınlara diş biledik Ağarmış saçlarına bakıp koskoca…

Devamını Oku
ŞİİR 

ÇÖL ISSIZLIĞI

Çöl ıssızlığında bir yaşamı adımlarken üstüme üstüme dikilmiş dikey kentlerinizde yalnızlığımı kutsuyorum. Kutsuyorum yalnızlığımı ayaklarıma dek bulaşan çirkefli bir yaşamın atıklarından arınırken… Çocuk kadınların çığlıklarından yorulmuş duygularım. Aşkı örseleyip sevgilerden kaçan cinselliğinizden, erkek cennetinizden, doyumsuz düşlerinizden, iktidarınızdan, iktidarsızlığınızdan, eril bakışlı kadınlarınızdan, yoksulluğunuzdan, yoksunluğunuzdan… cehennemî savaşlar yaratma çabanızdan… adımlıyorum kendi çölümü. Vahalar bulma umutsuzluğundayım. Bilicinin kehaneti gerçekleşmedi henüz. Sürgün edilmiş başka adımlarda çoğalmayı umuyorum. Adımlar ki ne çok… Sıcağımdan, soğuğumdan, taş baskılı haykırışlardan su üstünde kayan yazılardan çocuklardan, kırk parça kırılmış aynalardan uğursuz kaynamalardan sesi kısılmış çığlıklardan… medet umuyorum.

Devamını Oku
ŞİİR 

KAVAKLAR

Kurşun kalemle karaladığım gökyüzünün altında oturuyorum. maviye sesleniyorum, “sarılarını da al gel birlikte boyayalım güneşimizi” ah çocukluğum.. balkon demirlerinde asılı kalmış özgürlüğüm.. uzakları tarıyor gözlerim.. ayrılışlar… bir yerlerden el eder gibi içinde annem, babam, kardeşim… asfalt kokan caddelere bakan bahçeler.. ağaçların turuncu yeşil özgürlüğü.. dut ağacı gölgesinde bir salıncak.. hava ıslak sıcak.. uzayan sofra başı sohbetleri.. kahkahalar takılıyor uçurtmamın kuyruğuna.. ürkek bir kadın etekleri uçuşarak suskunlaşıyor bir anda.. anlara takılıyorum.. ve ezgiler.. her sokakta başka bir plak çalıyor. Her plakta bir zaman çalıyor. uzun yol otobüsünün toz kokan perdelerine dayanmış,…

Devamını Oku
ŞİİR 

UNUTULUŞ

Y a l n ı z l ı k bir limandır sığınacak. Sığınacak bir limandır y a l n ı z l ı k… Kaçakları aramaya limanlara koşun, heyy!.. Paslı gönüller eğreti ilişkilere tutunmuş.. Acemi duygular unutulmuş.. Mecalsiz salınmalarla silik birer renk olup birbiri içinde.. yokluklarını kutsamış yıldızlar nemli bir duvarın çürük kokusuna asılı kalmış bir fotoğraf.. unutulmaları toz içinde.. lime lime hayatların can çekişi.. ha koptu ha kopacak bir yitişin rüzgârına güzelleme.. oysa fırtına patlamış çoktan, dalgalar kalanları topluyor kıyılardan.. “bir varmış bir yokmuş” diye başlamıştı masallar, birden kayboldu…

Devamını Oku
ŞİİR 

AYNASIZ GECELER

Örtüyü kaldırsan uykudan içimizdeki gemiler yıkılır o yüzden mesafeliyim rüyalarıma. Bak, şehir sustu bu saatlerde. Şehir susar mı gecelerde iktidar peşindeyken? durmadan gider kendine.. durmadan bir yerlere. Sarı beyaz ışıklar titreşir şimdi camlarda pencere önünde bir görünüp kaybolan karartılar… Sokakları adımlayan yalnız adamlar arabesk sarhoşluğunda şarkılar.. her çocuk evinde midir bu akşam? Sıcak bir duvar bulmuş mudur kartonları yatak yapanlar? Çok gülünmüş bir akşam masasının kahkahalarından kalan artıklar gecenin bu saatinde doyurur mu yalnızları? En çok da sıcak bir çayın kokusu bardakta şıkırdayan kaşığın şekerine doyması… Bunu mu özler sokak…

Devamını Oku