POLİTİKA 

YENİ BİR MİLAT OLACAK YAŞADIKLARIMIZ

Bir tarih yeniden yazılacak, bir milat olacak yaşadıklarımız. Önümüzde zorlu bir dönem var. Bir salgınla boğuşuyoruz şimdi; bir ülke olarak değil, bir dünya olarak. Nasıl bir derin uykuymuş bu, Allah aşkına? Oysa daha yeni uyanıyoruz, afyonumuz henüz patlamasa da.

Tarihe not düşülecektir yaşadıklarımız. Bir yanda “Her gün iki yalanı deşifre edelim” diyen bir İngiliz gazetesi, diğer yanda her gün halka yalan söyleyen Türk medyası… Koronavirüs salgınından ölümlerin gizlendiği iddiaları dolaşıyor ekranlarda. Bunları sıradan insanlar değil, uzmanlar, bilim insanları söylüyor.

Hesap vermeyen ve göz göre göre kendi halkını bir felakete sürüklemeyi kim ister? Elbette kimse istemez; ama kimyasal bir silah gibi, Umrecileri ülkenin dört bir yanına salmak istenmese de kitlesel bir katliamın belki de ilk provasıydı.

Sokağa çıkma yasağı yok! 65 yaş üstünü evlere kapattık. Gönüllü karantina istiyorlar bizden. Açlık, yokluk içinde bir karantina! “Kimse açlıktan ölmez” mantığı var; ama bu dünyayı kasıp kavuran, beraberinde ekonomik bir yıkım getirecek olan virüs yokken bile bir baba, “Çocuklarım aç!” diye bağırarak yakmadı mı kendini devletin valiliği önünde.

Kıyafeti okula uygun değil diye evine gönderilen oğluna bakıp, “Ben oğluma bir pantolon alamıyorsam niye yaşıyorum ki?” diyerek canına kıyan bir baba… Salgın öncesindeki toplu intiharlar… Şimdi durum daha da vahim…

Yaşamım boyunca yasaklara karşı oldum. Oysa şimdi bir sokağa çıkma yasağı savunucu olmuş durumdayız. Çünkü halk sağlığı her şeyden önemlidir. Ne zaman başta depremler olmak üzere bir felaket yaşasak kenetlendik millet olarak. Hiç tanımadığımız insanların acısını acımız bildik. Oysa acılar bile ayrıştırıldı bu ülkede. Sosyal medyadan ahlaksızca başkalarının acısına oh çeken trollere inat kenetlendik. Biz yine kenetleniriz, yeter ki bizi bize bırakın ve herkes işini doğru yapsın.

Devlet bağış kampanyası başlattı. Belediyelere ise yasak konuldu. Devlet yasaya rağmen diyor ki: “Sen bağış toplama. Sen halkın yaralarını saramazsın. Bağışı ben toplarım. Ben sararım yaraları”… O yaraları sarmak için bizim kefen paramız vardı bir yerlerde. İhtiyat akçemiz vardı, hani kara gün parası da dediğimiz. Sahi, o para nerede?

İşsizlik fonu vardı… Halen var da, oradaki paralar nerede? Deprem vergileri nerede? Bu soruları sormak bile artık vatan hainliğiyle eşdeğer ise acaba ne yapmalı, ne etmeli de bu işin içinden çıkmalı? Yukarıda satır aralarında belirtildiği gibi aslında olması gereken herkesin işini layıkıyla yapması… Acemi bir yazar gibi tekrara düşmüş olmak için değildir bu tekrarlarım. İlk koronavirüs vakasını muayene ettiğinde tozpembe ve güllük gülistanlık bir ülke tablosu çizmeseydi Cemil Taşçıoğlu Hoca, belki şimdi o da yaşıyor olacaktı.

Salgının yayılma hızında dünya birincisi olduğumuzu bilim insanları açıklıyor. Artık bir şey yapmalı! Gönüllü karantina, zorunlu bağış, millete IBAN numarası vermekle olmaz bu iş. Durum bu hızla devam ettiği sürece bu salgının önünde ne binler ne yüz binler ne de iktidarlar durabilir.

Öyle ya da böyle geçecek bugünler… Kendi halkını çaresizliğe bırakanları da yazacak tarih, direnenleri ve ışığa koşanları da. Şimdi çöküşü başladı; cihatçı, Osmanlıcı, dinci, gerici, kadına çocuğa sokaktaki hayvana ağaca ormana denize tohuma toprağa zerre kadar değer vermeyen anlayışın.

Tüm dünyada çöküşü başladı kapitalizmin, emperyalist politikaların, kandan beslenenlerin. Ve iğrenç fetvaların, çocuk evliliği öneren sahte dincilerin, yobazların düzeninin… Çetin geçecek geçmesine ama bu dönem, her şeyi atlattığımızda bilimin ışığından yürüyeceğiz. Sanata sarılacağız, kültüre, değerlerimize… İşte, o zaman bu ülkede ve dünyada insan kanı sudan ucuz olmayacak. Daha iyi anlayacağız sevginin, dayanışmanın, hoşgörünün gereklilikten de öte bir okyanus olduğunu…

Ve şair Adnan Yücel’in dediği gibi zulüm bitecek bir gün: “Saraylar saltanatlar çöker/ kan susar bir gün, zulüm biter/ menekşeler de açılır üstümüzde/ leylaklar da güler/ bugünlerden geriye,/ bir yarına gidenler kalır/ bir de yarınlar için direnenler…

Bu yazıya yorum yapamıyorsanızlütfen Facebook hesabınıza giriş yapınız
Paylaş:

Benzer yazılar