POLİTİKA TOPLUM 

ROSA LUXEMBURG, ÖZGÜRLÜĞÜN TA KENDİSİYDİ!

“Hareket etmeyenler, zincirlerin ne kadar ağır olduğunu bilmezler.” [1] “(…) Bu zehirli kaltak, bir maymun kadar zeki olmakla birlikte sorumluluk duygusundan tümüyle yoksun olduğu ve tek motifi kendini haklı çıkarma yolunda neredeyse sapkınca bir istek olduğu için daha çok zarar verecek.” diye yazıyordu Victor Adler, August Bebel’e, 5 Ağustos 1910 tarihli mektubunda. Bebel ise, 16 Ağustos 1910 tarihinde şöyle yanıtlıyordu Adler’i: “Bütün o rezil kadınca zehir püskürtmelerine karşın, partiyi onsuz bırakamam.” [2] Alman Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin bu iki ağır topunun sözünü ettiği “zehirli kaltak”, Rosa Luxemburg’dan başkası değildi. Alman…

Devamını Oku
TOPLUM 

RIZA BEY

Rıza Bey, “Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten” diyerek emekliye ayrılmış, 25 senelik devlet memurluğunun ardından sakin bir hayata adım atmış bir fanidir. Kalenderdir. Sosyal sayılmaz. Ketumdur. Atadan dededen gördüğü üzere sağcıdır. Sağa oy atar. Muhafazakâr der kendine. Hükümete en az atan kanal hangisiyse onu izler. Bazen göz ucuyla muhalif kanalara da bakar ama inanması gereken bir şey olursa hükümet yanlısı medyaya inanır. * * * Tasarruf etmeyi sever Rıza Bey. Çalışmayı sever. Boş oturmayı sevmez. Bu devlete 25 sene hizmet etmiş, şeflik, müdür muavinliği yapmış emekli devlet memuru…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

SUYUMUZ ISINIYORKEN…

“Biz fakirdik./ Bizde ne bağ, ne bahçe vardı,/ ama insandık…” [1] Evet, suyumuz ısınıyor! “Su korunmalıdır. Su ortak mülktür. Kimse yok etme hakkına sahip değildir. Su ikame edilemez, metalaştırılamaz” gerçeğine rağmen sürdürülemez kapitalist yıkımın icraatlarıyla yok ediliyor! Yerkürede ücretli kölelik ile metalaştırılan iktisadi yaşamın getirisi, sera gazlarının iki yüzyılda gösterdiği artışın sonucu devreye sokulan iklim kriziyle yüz yüzeyiz! Küresel ölçekte Kuzey olarak bahsettiğimiz merkez ülkelerin iklim krizindeki tarihsel sorumlulukları, Güney olarak adlandırılan çevre ülkelerinden –sosyal, ekonomik, politik, kültürel eşitsizliklerle– çok daha fazla. Örneğin özelde Güney’de, genelde ise yerkürede derinleşerek yaygınlaşan…

Devamını Oku
TOPLUM 

MEMLEKET HAVASI

Eskiden “Ne olacak bu memleketin hali?” diye sorarlardı gazetecilere. Çünkü eskiden gazetecilere az da olsa güven vardı, gazetecinin iyi kötü mürekkep yalamış insan olduğuna inanılırdı; bu bir. İnsanlar memleketin bütününde bir ıslahatın, reformun ya da devrimin mümkün olduğuna, yani memleketin toplu halde kurtulup kalkınacağına inanırlardı; bu iki. * * * Şimdi gazeteciye güven azaldı. Hem şimdilerde zaten tanınmış, zengin, iş çevrelerince dikkatle takip edilen gazeteci olmak için mürekkep yalamak yetmiyor, başka şeyler yalamak gerekiyor. İnsanlar memleketin toplu halde kurtulacağına, kalkınacağına dair inancı da gitgide azaldı. İnanç ve umut azalınca memleketin…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

ROL MODEL OLAMADIK; DERS OLUYORUZ!

Dün sabah Gama Recycle Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kaplan’ın bir sorusuyla düşünmeye başladım. Soru şuydu: “Küresel ısınmanın olumlu tarafları da olabilir mi?” Bu konuya o kadar uzun süre sorun olarak bakmışız ki onun yepyeni bir yaşam modeline adım ve bu açıdan insanlık için olumlu bir aşama olabileceği fikrini göz ardı edebiliyoruz. Ya Nuh’un o bildiğimiz meşhur tufan hikâyesi vaktin bir döneminde yaşanmış bir başka küresel ısınma veya benzeri sorunun nesilden nesle aktarımı ise? Ya soruları tersten sormaya başlarsak? Örneğin: Küresel ısınmayla değişecek ekolojinin, Darwin’in Evrim Teorisi’nde de ifade ettiği üzere…

Devamını Oku
TOPLUM 

“ANADOLU BİLGELİĞİ”NE DÖNME ZAMANI

Dünyada sürdürülebilirlikle ilgili çalışmalar ve yapılanlar söz konusu olduğunda karşımıza birbirinden farklı bazı temel sebepler çıkar. Bunlardan ilki karşılanması gereken önemli bir ihtiyaç doğrultusunda yaratıcı olunan zamanlardır. Örneğin beton bir ev yapmaya parası olmayan ya da yaşadığı yerde ev yapmaya uygun veya yetecek kadar taş olmayan bir kişi, pet şişeleri sıra sıra ve üst üste dizerek ve aralarını da kerpiçle doldurarak bir ev yapabilir. Bu tür evlere Afrika’da rastlanır. Anadolu’da da yüzyıllardır yaygın olarak kullanılan kerpiç, hepimizin bildiği üzere, içinden minik taşları ve kökleri eleme yoluyla ayrıştırılmış temiz toprağın suyla…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT TOPLUM 

İNSANLIĞIN SINIRLARI / ‘BORDER’ FİLMİ ÜZERİNE

İranlı yönetmen Ali Abbasi’nin İsveç’te geçen 2018 tarihli ‘Border’ filmi, Harari’nin ‘Sapiens’ çalışmasından etkilenmiş gibidir. Film, Homo Sapiens gibi insansılardan veya antroposen türlerden birisinin, diğer hayvanlar, bitkiler gibi Neanderthal türünün de sonunu hazırladığı üzerine tezini sahneye koyar. Filmde günümüzde de bu çatışma sürer. Yine antropolojik tezlere göre soğuk iklimlerde, İskandinav coğrafyasında toplanan Neanderthal soyunun iki temsilcisi İsveç’te ortaya çıkar. Fakat gümrük muhafaza memuru Tina, ayrı bir türden olduğunu bilmez. Aklı erdiğinden beri kendisini “çirkin” bir insan olarak görür. Ama diğer yandan başka insansılarda olmayan bir yetiye sahiptir; kötü duyguların kokusunu…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

ÇÖKÜŞ

Mandaya dokunur gibi cahil insana dokunmanın hiçbir yararı olmaz. İnsanı uyandırmak için sinir uçlarına dokunmalı, akla giden yolları tıkayan kutsallarına dokunmalı. Donmuş beyinlerin çözülmesi için üzerine kaynar su dökmeli. Cesaretle dokunmalı. Ölüsüne ağlamanın bile suç sayıldığı, ağıt yakmanın günah sayıldığı bir ülkede faşist, yobaz zihniyetin baskıcı yönetime karşı gerçeği yazmak için mangal yürekli olmalı. Yürekli değil isen en azından hiç doğrusu olmayan iktidarın yanlışına yanlış denmeli. Acıma duygusunu erdem gibi anlatan, sürekli sabır ve metanet vaaz edenlere itiraz etmeli. Tanrının ağzıyla konuşan din adamlarının sözlerinin uydurma şeyler olduğunu söylemeli. Bunları…

Devamını Oku
TOPLUM 

MUHALİF MEDYA DA YENİLENMELİ

Umarım iki seçim akşamında muhalif televizyonların ekranlarında sonuçları yorumlamaya çalışan gazeteciler, ekran başına geçip kendilerini seyrederler. Çoğunun o akşamki televizyonculuk performanslarından memnun kalmayacaklarına, dersler çıkaracaklarına eminim. O akşamların heyecanı, duygusal travması içinde söylenmiş öyle sözler var ki sakin gözle izlendiğinde gazetecilik çizgisinin çoğu kez aşıldığı anlaşılır. İki seçim akşamında da o ekranlardaki gazeteciler sonucu kabullenmek istemiyor, serinkanlı analizler yapmak yerine temelsiz gerekçeler yaratmaya çalışıyor; hatta kimileri de heyecanla “Hattı müdafaa yok, sathı müdafaa var, teslim olmak yok” gibi “savaş” ve “mücadele” benzetmeleri yapıyordu. Ajansların, YSK’nın ve CHP’nin verileri ile de…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT TOPLUM 

ORHAN PAMUK VE MERSİN KENTİ EDEBİYAT ÖDÜLÜ

1990’lı yılların ortaları… Orhan Pamuk henüz Nobel Edebiyat Ödülü almamış. O ödülü almasına şöyle böyle on sene var. Ama Türkiye’de çok popüler… Radikal gazetesi o zamanlar Radikal 2 diye bir ek çıkarıyor. O ekte, Orhan Pamuk’un bir yazısı yayımladı. İçeriği aklımda değil. Ama mealen şöyle bir sekans hatırlıyorum. Altı yaşlarındaki Orhan Pamuk, babasının arabasıyla birlikte Akdeniz’e tatile gelmektedir. Toros dağlarını aşınca beyaz bir deniz göreceğini hayal eder. Fakat gördüğü deniz ak değildir! Orada bir düş kırıklığı yaşar… (Bu not burada dursun, yazının ilerleyen bölümlerinde lazım olacak.) * * * Mersin Ticaret…

Devamını Oku