TOPLUM 

KÖPEK SOSYOLOJİSİ

Tanzimat modernleşmesinin, benim “asrîleşme ikonları” olarak kavramsallaştırdığım semptomları var: Üst sınıf erkekler için Fransızca konuşmak ve kadınlar için de piyano çalmak. Tanzimat, hatta Edebiyat-ı Cedide romanlarına bakıldığında görülen erkekler için Fransızcanın, kadınlar için de piyano çalmanın modernleşme kriteri olduğu görülür. ‘Edebiyat ve Sanat Üzerine Yazılar’daki [YKY, 3. Basım, 2013] ‘Medeniyet: Parça mı, Bütün mü?’ başlıklı makalemde de belirttiğim gibi, bu bağlamda modernleşme ya da Batılılaşma ‘metonimik’ bir Batılılaşmadır: Metonimi, parçanın bütünün yerini alması, onun yerine geçmesi, onun yerini tutması demek! Fransızca konuşmak ya da piyano çalmak Batılı olmanın bir parçası…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

SIĞINAN SIĞINANA

Uzattığın her yardım elin bükülüyorsa neden yeni el tutma derdindesin? 2011 yılından beri “Yardım etmediğimiz millet kalmadı” cümlesiyle övündüğümüz kadar, keşke onların toplumumuza entegrasyonunu sağladığımızla da böbürlenebilseydik… Ama olmadı. Böbürlenmek yerine kan damlalarını izledik okul merdivenlerinin. İçimizdeki yangın ve haklı öfke öğretmenleri greve götürüyor. Suriye, Irak, Afganistan… Yok mu artıran? Nereden cesaret alıyorlar? Çok üremekten mi? “Nasıl olsa bizi kabullendiler” algısı mı? Onların kabullenemedikleri şey ise buranın Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğu… Türkiye’de bir öğretmen, Iraklı bir şahıs tarafından canice ve kalleşçe öldürüldü! Öğretmenler itibardan geçeli çok oldu, bari sığınmacılar tarafından…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ŞEFTALİ BAHÇELERİNİN KEYFE ÇAĞIRAN KOKUSU

Refik Halid Karay’ın ‘Memleket Hikâyeleri’ kitabının ilk hikâyesidir, ‘Şeftali Bahçeleri’. Belki en uzun hikâyesidir! Zaman: Osmanlının son yılları… Mekân: Bir Akdeniz kasabası… Hava şartları: Sıcak… Toplumsal şartlar: Tembellik, uyuşukluk, adamsendecilik, ehli keyiflik… Hikâyede saklı en önemli ayrıntı: Hükümet konağı bahçesinde her memurun, müdürün bir eşeği var. Agâh adlı memur, kasabaya ilk geldiğinde bu sıcak havayı, insanlardaki, bilhassa bürokratlardaki, memurlardaki bu uyuşukluğu, bu adamsendeciliği, işten kaçma, bir an evvel keyfe dalma arzusunu yadırgar. O, diğer memurlar gibi olmayacaktır. Çalışkan olacaktır. Keyfe düşmeyecektir. Kasabanın kalkınması için çalışacaktır. Agâh’ın bu ideali bir süre…

Devamını Oku
TOPLUM 

ŞİMDİLERDE AKLA VE MANTIĞA DAHA FAZLA MUHTACIZ

“Her şeyde mantık rehberiniz olsun.” – Solon “Akıl”a yabancılaşan, irrasyonel bir koordinattayız. Düşüncesizlik yaygın akıl hastalığı sanki. Okumaya, araştırmaya, itiraza uzak, kolektif bir akıl tutulmasıyla yüz yüzeyiz. Kolay mı? Gerçeği aramaktan vazgeçilen yerkürede, vicdan da bir hayalete dönüşürken kaygı, korku büyüyor, büyütülüyor. Böylelikle de korku, kaygı aklı katlederken ve sormak, itiraz etmekten uzaklaşılırken akıl dışı, yaşamı irrasyonalleştiriyor; boş inançları egemen kılıyor; hayal gücünü köreltiyor. * * * Oysa cesaret edemeyen akıl köledir; yanlışa karşı en etkin silah devrimcileştirilmiş akıldır. Çünkü gerçek akli; akli de gerçektir; “Aptalların cenneti, akıllılar için cehennemdir”…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT TOPLUM 

TUTUNAMAYANLARIN FERYADI ARABESK

“Sen mutsuz memleketim gibisin.” [1] Arabesk şarkıların en muteber söz yazarlarından Ali Tekintüre, 2 Eylül 2012’de Radikal’deki röportajında “Bugünkü müziğin temeli arabesk… Arabesk kültürü ölmez,” demişti. Galiba haklı! Popüler kültürün önemli unsurlarından biri olan arabesk, arabeskleşmiş şeylerin toplamıdır. Theodor W. Adorno’nun, “Kültür endüstrisi müziği tamamen kendi denetimine sokmayı başardı,” [2] vurgusuyla müsemma arabeskin müzik dışında, başka alanlarda da tezahürleri olduğunu biliyoruz. O, bir müzik türü olmaktan öte, hayata bakış açısı ve kültürüdür. Unutmayın: Müzik tarzı sizin ruh haliniz ve yaşam tarzınız hakkında bilgi verirken coğrafyamızın her parçasında arabeski bulmak mümkündür.…

Devamını Oku
TOPLUM 

APARTMANDAKİ KOLTUK

Zihni Sabit Bey, memurluktan emekliydi ama memuriyet hayatı boyunca ticaretin dinamizminden kopmamış bir insan olduğundan, apartman yöneticiliğine de kolay ısındı. Hem hesap kitap, para tura işlerini zorlanmadan idare ediyordu hem apartmanın girişinde küçük bir odayı kendisine makam yaptığından günleri güzel geçiyordu. Masasına oturup hesap işlerine bakıyor, gazetesini okuyor, radyosunu dinliyor, arada bir kendisini ziyarete gelen konuklarından memleket havadisleri üzerine malumat alıyordu. Masadan pek kalkmıyordu, bir dosya alacağı zaman tekerlekli sandalyeyi kaydırarak raflara kadar gidiyor, aynı şekilde geri dönüyordu. Garanticiydi. Makamın boş bırakmaya gelmeyeceğini öğrenmişti memuriyet hayatı boyunca. Memlekette olan biten…

Devamını Oku
TOPLUM 

KAN KAYBI, AN KAYBI…

Toplumun ya da bireyin durumunu ölçecek kriterler “eşitlerin mukayesesine” bağlıdır. Gerilik neyi bildiğinin farkında olmamaktır. Buna bilmediğini bilmemek durumu denir. Bireyin kendine dönük hareketinin toplumsal olarak karşılığı da bilişsel düzeyin artması durumudur. İnsanın iki tür ölümü olabilir: Birisi “kan” kaybından, diğeri ise “an” kaybından. Yükselmenin yolu kendi omzuna basmaktan geçer. Sonrası omzundan bakan bir dev olmaya doğru gidiştir. Başkalarından üstün olmamız önemli değildir. Önemli olan dünkü halimizden üstün olmamızdır. İnsanı inançları değil; neyi, neden ve nasıl inanç haline dönüştürdüğünü bilememesi geriletir. Bilgiyi inanca dönüştürmeden edinebilmek temel bir altyapı sorunudur. Bilmeden…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

İNSANIN ÖYKÜSÜ

İran’ın kendi devrinde namlı, güçlü bir şahı, dünyanın ve insanlığın bütün sırlarını bilen, her şeyi anlayan bir âlim olmak istermiş. İstermiş ki dünya üzerinde o zamana kadar yazılmış kaç kitap varsa hepsini okusun, öğrensin, insanlığı ve yaşamı anlasın. Fakat on binlerce kitabı okuyacak değil ya… Emir vermiş: “Danışmanlarım ne kadar kitap varsa okusunlar, özetlesinler, o özetleri kitaplara yazsınlar, bana getirsinler!” Danışmanlar, âlimler yıllarca on binlerce kitabı okumuş, o kitapları özetlemiş. On binlerce kitabın özetini içeren iki deve yükü dolusu kitap çıkmış ortaya. Şaha sunulmuş. Fakat şah bu iki deve yükü…

Devamını Oku
TOPLUM 

DOĞADAN DAHA BÜYÜK DEĞİLİZ

Bir metre daha sürse hafriyat kamyonunu 10 milyon metreküp toprağın altında kalan işçilerden biri olabilirdi videolarda izlediğimiz şoför… Erzincan İliç’ten gelecek güzel bir haberi beklerken Marmara’da batan kargo gemisi şoku ile sarsıldık. Kaoslar silsilesi… Biri bitmeden diğeri göz kırpıyor adeta. Altın kalpli işçiler, altın madeni göçüğünde… Bilim insanları bölgedeki siyanür tehlikesini tartışırken aranan 9 işçinin aileleri sessiz haykırışta. Sel gibi akan toprak belki bir kez daha ders almamızı istedi. Siyanür neden tehlikeli? Örneğin yangında kalan kişilerin kanında siyanür saptanırmış, bu bilgiyi yeni öğrendim. Siyanür zehirlenmeleri yangındaki ölümlerin asıl sebebiymiş. Siyanür…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

HATIRALAR

24 Ocak 1993 Pazar günü ortaokul 3’üncü sınıftaydım. Ertesi gün coğrafya yazılısı var. Oldum olası sevmiyorum coğrafya dersini. Anlayamıyorum, anlayamadığım bir şeyden sınav yapacaklar. “Coğrafya kader” diyor birileri hep. O yaşta, bunun ne manaya geldiğinden de habersizim. Salondan bir ses geldi. Annem ve babamın sesi. “Çok yazık oldu!” 24 Ocak 1993, saat tam 13.30. İnsan, 31 yıl önceki saati hatırlar mı? Hatırlar. Hatırladığı hatıraları var insanın, aile var tam orta yerinde, merkezinde. 7 Mayıs 1975’te Uğur Mumcu ve Güldal Mumcu nişanlanıyor, 19 Temmuz 1976’da evleniyorlar. Nikâh şahitleri Bülent Ecevit. 1977’de…

Devamını Oku