POLİTİKA 

KOLTUĞUN İHRACI

Çıktığı her televizyon kanalında muhakkak birinin sözlü linçine maruz kalıyor Tanju Özcan. Ona hak verenler de ses yükseltince kulağı çekiliyor. Bu mudur özgürce fikirleri beyan etmek? Bu mudur Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) savunduğu fikir özgürlüğü? Nedensiz olmadığı gibi Tanju Özcan’ın partiden ihraç edilmesini doğru bulmuyorum. Eminim, benim gibi düşünen binlerce gerçek ülke sevdalısı insan var. Biri çıkar, “Sen belediye başkanlığından istifa et” der… Diğeri “baba gibi” görür ama gizli toplantı yürütür! Nasıl da koz veriyorlar Cumhur’un eline… Nasıl da bölünmüşlükle övünüyorlar! Sorsanız, hepsi partisi için yapıyor. İhraç edilmek istenen Tanju…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

SUS, KİMSEYE ÇAKTIRMA!

Vasat kahramanları vasat ve altı insanlar yaratır. Son yıllarda çevrilen Türk filmleri, duygu yansıtmaktan çok uzak, sürekli şamata, ardı ardına sergiledikleri vasatlığı sanat diye sergileyen, eğlendirmeye odaklı fakat konusu, mesajı, teması olmayan, bol küfürlü, argo konuşmaların yer aldığı filmler, tam da zamanın ruhunu yansıtıyor. Vardığımız zihinsel erim, kalitesi 12 Eylül Darbesi’nden sonra çevrilen ‘seks-komedi’ tarzı filmlerinin seviyesinde, 43 yılda ulaştığımız erim budur. Asıl gösterge, bu filmlerde rol alan insanların entelektüel seviyelerinin hitap ettiği kitlelere uygun olması. Bu filmlerde ya da entrika odaklı dizilerde rol alanların toplumsal sorunlara karşı duyarlılıklarının mevcut…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ROSA LUXEMBURG, ÖZGÜRLÜĞÜN TA KENDİSİYDİ!

“Hareket etmeyenler, zincirlerin ne kadar ağır olduğunu bilmezler.” [1] “(…) Bu zehirli kaltak, bir maymun kadar zeki olmakla birlikte sorumluluk duygusundan tümüyle yoksun olduğu ve tek motifi kendini haklı çıkarma yolunda neredeyse sapkınca bir istek olduğu için daha çok zarar verecek.” diye yazıyordu Victor Adler, August Bebel’e, 5 Ağustos 1910 tarihli mektubunda. Bebel ise, 16 Ağustos 1910 tarihinde şöyle yanıtlıyordu Adler’i: “Bütün o rezil kadınca zehir püskürtmelerine karşın, partiyi onsuz bırakamam.” [2] Alman Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin bu iki ağır topunun sözünü ettiği “zehirli kaltak”, Rosa Luxemburg’dan başkası değildi. Alman…

Devamını Oku
POLİTİKA 

MUHALEFETİ DİZAYN ETME ÇABASI

Muhalif medya da en az muhalif seçmen kadar derin bir hayal kırıklığı içinde. Gazetecilerin de kimi seçmenler gibi farklı uçlara savrulmasına, ölçüsüz tepkiler göstermesine tanık oluyoruz. Fatih Portakal bu yüzden eleştirilerin odağında… Sözcü TV ekranından CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na yönelik sözleri de çok ağırdı. Eleştiriden çok hakaret içeren, suçlayan sözlerdi. Portakal, hiç kimseye karşı kullanılmaması gereken ağır sözcükleri telaffuz etmekle kalmıyor; Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlıktan uzaklaştırılması için mücadele edeceğinden bahsediyordu. Bir parti genel başkanının istifası için mücadele etmek bir gazetecinin görevi olmasa gerek. Gazetecilik sınırlarını aşmış, bir partili gibi davranmış oldu.…

Devamını Oku
POLİTİKA 

TEF OLMAK MI CAZİP?

İnsan karşı olduğu her şeyi yapmaya programlıdır aslında. Kabul etse de etmese de… Birilerini eleştirirken kendisini de tartmalı ki savunduğu mücadelenin hakkını verebilsin. Ama gel gelelim, Türkiye’de, karşı olunan durumların hepsinde, yanlışı uygulayandan daha gerçekçi yanlışlara imza atar oldu bazıları. Bunu mevcut iktidar karşısında girdiği her seçimi kaybedenlerin yapıyor olması, muhalefet anlayışını sorgulatmaz da ne yapar? Ekmeğe yağ sür babam sür! Bir siyasetçinin iyi karaktere sahip olması kimine göre partinin başında kalması için sebep olabilirken kimine göre ise yenilgiye yenilgi eklenmesi demektir. “Yedirtmeyiz”, “Dedemiz ile devam” gibi cümleler sadece Türkiye’nin…

Devamını Oku
POLİTİKA 

CAMBAZA BAK!

AKP medyası, hükümet medyası, yandaş medya işi gücü bıraktı CHP içindeki tartışmalara odaklandı. Gündem hep CHP… Gündem hep Kılıçdar. Gitsin mi, kalsın mı? * Yıllardır CHP’nin kapısından geçmemiş, CHP mitinglerini yedi kat yabancının düğününe gelmiş gelinlik kız gibi uzaktan, ağız burun bükerek izlemiş ne kadar gazeteci varsa hepsi başımıza CHP uzmanı oldu. Gitsin mi, kalsın mı? * Öbür yanda ekmeğin 10 lira olması gündemde, et almış başını gitmiş, kiralar uçmuş, millet kiralık ev bulamıyor, ev bulabilen kirayı ödeyemiyor, bankalar sicili düzgün iş insanına bile kredi açmıyor, asgari ücret artık sadece…

Devamını Oku
POLİTİKA 

ŞARK EKSPRESİ CİNAYETİ

Agatha Christie’nin enfes polisiye romandır. Birkaç defa filme de alınmıştır. Özgün adı ‘Murder On The Orient Express’. Dilimize ‘Doğu Ekspresinde Cinayet’ olarak çevrildi ama ben “Doğu” kelimesi yerine “Şark” kelimesini kullanacağım. Bu not burada dursun, geleceğiz. * * * Kitabın ya da filmin konusunu bilmeyen var mıdır? Trende bir cinayet işlenir. Dedektif trendeki yolcuları sorgulamaya başlar. Katil kimdir? Soruşturma derinleştikçe şüpheli sayısı artar. Üstelik herkes sanki cinayetin aydınlanmasını istemiyormuş gibidir. Şüpheli ifadeler… Kaçamak ikrarlar… Çelişkiler… Gizleme çabaları… Derken dedektif ipuçlarını bulur. İpuçları üzerinden ilerler ve cinayeti çözer. Kimdir katil? Romanı…

Devamını Oku
POLİTİKA PSİKOLOJİ TOPLUM 

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI ‘YANKI ODASI’ NEDİR?

Ülkemizde artık değişim isteyen ve bu isteğini giderek daha yüksek sesle dile getiren, içerisinde bulunduğum “muhalif seçmen” kitlesi; 2023 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri sonuçlarının ardından büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Bu hüsranın arkasında elbette kaybetmiş olmak yatıyordu. Kaybetmek her zaman bir ihtimaldi ama yaşadığımız şokun bu kadar büyük olmasının sebebi seçim sürecinde –ve daha da öncesinde– içerisinde bulunduğumuz “yankı odalarıydı”. Şöyle ki… Sadece bizimle aynı fikirdeki insanlarla görüşüyor, Cumhuriyet ya da Sözcü okuyor, televizyonda Halk TV, Tele 1,  Sözcü TV ve KRT’den başka kanal açmıyor, sosyal medyada muhalif içerik üreticilerini…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

BİR OH ÇEKSEM KARŞIKİ DAĞLAR YIKILIR!

Ekonomide epistemolojik bir kopuş deneyen malum eski bakan, görevi bir başka birine devrederken şöyle dedi: “Allah kolaylık versin!” Görevi devalan yeni bakan da şöyle dedi: “Rasyonel zemine dönme dışında şansımız kalmadı.” Eski bakan biraz daha rahatladı: “Oh be!” * * * Ankara’da, Hazine ve Maliye Bakanlığında bunlar olurken Mersin’de, ucuzun da ucuzu bir üç harfli markete giren Ahmet Bey, peynir tezgâhındaki fiyat etiketlerine bakıp şöyle dedi: “Yuh be!” Marketten biraz meyve biraz sebze alan Mukaddes Hanım, on beşli yumurta kolisinin fiyatının 40 lira olduğunu öğrenince şöyle dedi: “Ayıp be!” Aynı…

Devamını Oku
POLİTİKA 

‘ŞİMŞEK’ ETKİSİ

Oh çeke çeke gittiler… Biri fırsatçılara göz açtırmadığını düşündüğü için oh çekti… Diğeri ekonominin yükünü teslim ettiği için oh çekti… Vatandaşa ise “Sen azıcık daha ‘Af’ de” mi dendi? Seçimler de bittiğine göre işin oh’u, of’u, af’ı bir kenara bırakıp yeni ekonomi yol haritasını işleme almalı. Dünyanın gözü bizdeyken atılacak adımlarla zamanında Türkiye’ye karşı böbürlenen ülkelere de ufak bir ayar verilebilir. Yeni kabine aslında bunu da gösteriyor bize. Ama her şeyden önce ekonomi! Enflasyon, alım gücü ve ‘Şimşek’ etkisi… Eskiye dönüş kazandırabilirse “Ne varsa eskilerde var” deriz biz de göğsümüzü…

Devamını Oku