POLİTİKA 

ZAFERE DOĞRU

Kapıdan içeri kendimi zor atıyorum. Ve oracığa çöküyorum. Sırtım kapıya dayalı, öylece kalıyorum. Nefes nefeseyim. Günlerdir koşuyorum. Kaçıyorum demek daha doğru olur. Kesik kesik soluyorum. Ve korkuyorum. Bağırış çağırışlar… Ayak sesleri gittikçe yaklaşıyor. Kalbim daha da hızlı atıyor. Kapının önünde bir an duruyorlar. Yoksa bana mı öyle geliyor? Çığlıklar atarak geçip gidiyorlar. Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları kapının önünden geçip gidiyorlar. Cüppeliler, sarıklılar, aydınlık düşmanları çirkin naralar atarak geçip gidiyorlar. Düzeysiz siyasetçiler, çirkinleşen yöneticiler geçip gidiyorlar. Hayatlarımızı çekilmez hale getirenler, mutluluğumuzu çalanlar geçip gidiyorlar. Sesler giderek azalıyor. Ve sessizlik… Nefesim normale…

Devamını Oku
POLİTİKA 

ASLI YOK YAYLASI

Silifkelilerin meşhur fıkrasıdır: Kadıncağız çoluğunu çocuğunu başına toplamış, sacın altını yakmış, hamuru yoğurmuş, 8 tane gözleme açmış. Çocuk sayısı 8… Gözleme sayısı 8… Her çocuk birer tane almış, kenara çekilmiş, kadıncağıza kalmamış. Çocuklardan biri yufka yürekli… “Ana, sana kalmadı mı? Nasıl etsek de sana da versek” diyecek olmuş. Bizim Silifkeli çözümü bulmuş: “Ananız dert yesin, yarımşar verin dört yesin…” — Bizim ülke ekonomisi de o hesap değil mi? Devlet ana; sacın başına oturup gözleme atan ana gibi asgari ücretliye, memura, kamu işçisine zam veriyor… Sonra vergiydi, katma değerdi, enflasyondu derken…

Devamını Oku
POLİTİKA 

DEDİKODU SİYASETİ – 1 / SEÇİMLERİN ARDINDAN

Değerli dostlarım, dedikodu siyaseti medyadan sürekli aktarılan bilgiler değildir. Bir kez konuşulur ya da yazılır, daha sonra gerçeklik algısı yaratılıncaya kadar çok farklı yerlerde kulaktan kulağa anlatılan bir yöntemdir. Farklı yerlerde farklı insanlarca söylenmesi gerçeklik algısını güçlendirir. Bu amaçla hepimizin tanık olduğu dedikodu tarzı negatif propagandalarla ilgili bazı hatırlatmalarla dikkat çektiğim yazı dizisini sizlere sunmayı hedefledim. Kim tarafından nasıl yayıldığı belli olmayan, herkesçe tekrar edilen ve daha çok yalana dayalı kasıtlı söylemlerle rakibini gözden düşürmek amacıyla yayılmaktadır. Bazen de bir tarafın gücünü gerçek dışı büyütmek için yapılır. Bu dedikodulardan bazıları…

Devamını Oku
POLİTİKA 

EKMEK, OTOBÜS, SU, SEN VE BEN

Türk sinemasının hayli zaman isimsiz kahramanı, şimdilerde herkesin adını bildiği İhsan Yüce’nin şair yanını öğrenmiştim Mazlum Çimen sayesinde. Ne diyordu o meşhur şiirinde İhsan Yüce: “Ekmek, şarap, sen ve ben/ bir de sabahın dördü…” * * * Sabahların dörtleri yine aynı, sabahın dördü. Ama sabahın yedisi, sabahın sekizi, sabahın dokuzu aynı değil. Artık daha pahalı! Sabah uyanıyorsunuz, iş yerinize gitmek için dolmuş durağına gidiyorsunuz, 17 lira çıkıyor cebinizden! Otobüs durağına giderseniz 15 lira çıkıyor! 2 lira fark var. Sabah git, akşam gel, ne eder? 4 lira… Haftanın her günü gidip…

Devamını Oku
POLİTİKA 

GECİKMİŞ KINAMA

“Atam, sen rahat uyu, yolcusuyuz biz hürriyetin/ Atam, sen rahat uyu, bekçisiyiz biz cumhuriyetin…” Çocukluğumuzun en şanlı şarkısı, en büyük saygısı… Röportajlarda bazen denk geliriz, ebeveynler şöyle der: “Çocuklarınıza Atatürk’ü anlatın. Onun mücadelesini anlatın, sonrasında hem saygı hem sevgi kendiliğinden oluşur.” Daha kendini keşfetmeye yeni başlayan bir çocukken vermeye başladığı değerin büyüğünde Ata’sını savunma halini alacağından habersiz… Dizilerden mi öğrendi Atatürk’ü? Filmlerden mi öğrendi? Okulunda mı öğrendi? Yoksa evinin atasından mı? Varoluş azmini tüm ülkeye aşılayan Atatürk’ü dizilerden anlayacaksa bu millet, vay halimize! Yazık olur o tarihçilerimize, ziyan olur ağartılan…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ŞİRKET ÇIKARLARI BEKÇİSİ GAZETECİLİK

Habertürk TV’de ‘Haber Analiz’ programını izliyordum. Program boyunca orman yangınlarıyla ilgili gelişmeler aktarıldı, uzmanların görüşleri alındı. Sonra da ormanların korunması için herkesin iş birliği yapması gerektiği vurgulandı. Habertürk TV ekranında orman yangınlarının anlatıldığı sırada Akbelen ormanında ağaç katliamı devam ediyordu. İkizköylüler ve onlara destek için gelenler, ağaçları korumak için üç gündür direniyorlardı. İktidarın gözdesi Limak ve İçtaş holdinglerinin kurduğu YK Enerji, jandarma koruması eşliğinde ormanı ağaçsızlaştırıyor, maden sahasına dönüştürüyordu. Köylülere geçit vermeyen jandarma, biber gazıyla, tazyikli suyla müdahale ediyordu eylemcilere. Engellediği gazetecilerden Kazım Kızıl’ın doğrudan gözlerine biber gazı sıkıyordu. Bekledim…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

‘YENİ ADANA’ VE BİR DÖNEMİN SONU

Dün Adana’da Cumhuriyet’in bir ışığı söndü. Kimse umursamadı. Yer yerinden oynar diye düşünmüştüm, ‘çıt’ çıkmadı. 105 yıllık ‘Yeni Adana’ gazetesi kapandı. * * * Fransız askerleri Adana’yı işgal etmişti. İlkin, okullarda ve resmi kurumlarda asılı Türk bayrağından rahatsız oldular. İndirttiler. Türk jandarmasının fesindeki ‘Ay-Yıldız’a dahi tahammül edemediler. Kaldırttılar. Sonra Ermeni komşularımızı kışkırttılar. Onlara taşkınlık yaptırttılar, kiliselerinde Müslüman kesmelerine göz yumdular. Fransızlar gülüyor, eğleniyorlardı. Taşköprü önünde fotoğraf çektirip Paris’teki ailelerine kart atıyorlardı. Kartların arkasına, “Parisliler, müjde! Giydiğiniz elbiselerin pamuğunu dert etmeyin, dünyanın pamuk cenneti artık bizim!” yazıyorlardı. Adana Valisi, Fransız olmuştu.…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

CHP VE HALK TV ANLAŞMASINDAKİ ETİK İHLALLER

CHP’nin, Halk TV ile imzaladığı anlaşmayı feshetmesini tartışırken Türkiye’deki medya ortamını göz ardı etmek yanlış olur. AKP iktidarının yaygın medyanın büyük bölümünü kontrol altına almakla yetinmeyip devşirdiği, haber alma hakkının iktidar propagandasına kurban edildiği herkesin malumu. Devletin tüm olanakları, özel sektör ve belediyelerin ilanları, sponsorlukları iktidar medyasının hizmetinde. Alternatif, eleştirel ve konumu itibarıyla muhalif medya ise mali açıdan da cendere altında. Kamu olanaklarından mahrum edildikleri yetmezmiş gibi bir de ilan-reklam ambargoları, RTÜK ve Basın İlan Kurumu cezalarıyla karşı karşıyalar. Hal böyleyken muhalefetin sesini duyurma işlevini de üstlenen muhalif medyanın yaşamasını…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

‘ANADOLU’YU VERMEYECEĞİZ!’

Diyelim ki uyudun, uyandın. Birkaç saat kestirdim sanıyorsun ama öyle değil. 300 sene geçmiş. Hani ‘Yedi Uyuyanlar’, zulümden kaçıp bir mağarada uykuya dalmış da 300 sene sonra uyanmış ya. Öyle işte… * * * Uyanınca ilk iş su içmek istiyorsun, uyuyan susar çünkü. Şu yanda bir dere vardı, derenin kenarında bir göze vardı, eğilip su içerdin o gözeden hani. Gözeden su içmekte mahir olduğunla övünürdün. Su çok sığ ise mesela avcunla içemezsin, elin suyun tabanındaki kuma değerse su bulanır, dakikalarca beklersin kumun tabana çökmesini, suyun durulmasını. Onun için su sığ…

Devamını Oku
POLİTİKA 

‘GALİPTİR BU YOLDA MAĞLUP’ / KARTACALI HANNIBAL BARCA

Tarihi zafer kazananların yazdığı hepimizin malumu. Ama bazı durumlarda onurlu kaybedişler de en az şanlı zaferler kadar, hatta belki de daha fazla tarihe kalabiliyor. Biz böyle durumlarda “Galiptir bu yolda mağlup” diyoruz. Kartacalı General Hannibal Barca’nın Roma’ya karşı verdiği mücadele de onurlu bir kaybedişle sonuçlandı. Roma Cumhuriyeti’nin başkentini fethedemedi ama askeri stratejinin babası olarak tarih kitaplarına geçmeyi başardı. Gelin, bu yazıda Kartacalı Hannibal’ı ve İkinci Pön Savaşı’nda gösterdiği deha kişiliğini tanıyalım. KARTACALI HANNIBAL KİMDİR? Tüm zamanların en büyük askeri dehalarından biri olarak kabul edilen Hannibal Barca; M.Ö. 247’de, bugünkü Kuzey…

Devamını Oku