POLİTİKA 

ATATÜRK VE ‘MU’ KITASI

Mustafa Kemal Atatürk, gerek askeri ve yönetimsel anlamdaki çağdaş ve ilerici fikirleriyle, gerekse de cumhuriyet kurulduktan sonra gerçekleştirilmesi için çaba sarf ettiği devrimci atılımlar ile yalnızca Türkiye’nin kurucusu olmak vasfını değil, aynı zamanda mazlum milletlerin kurtuluş mücadelesine de örnek olmuş büyük bir dünya lideridir. Dün ve bugün Atatürk düşmanlığı yapan grup ve kişilerin gerici, işbirlikçi, cumhuriyet düşmanı olmaları ise rastlantı değildir. Atatürk’ün rasyonalizme bağlılığı, bilime ve bağımsızlığa verdiği önem, gerici ve işbirlikçi grupları hep rahatsız etmiştir. Yüzünü çağdaş uygarlığa dönüp ülkesini bağımsız bir laik cumhuriyet olarak güçlendirmeye çalışması, emperyalist ve…

Devamını Oku
POLİTİKA 

KANLI ZAFER (!)

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri yapılmış, iktidarda olan AKP’nin yüzde 40,87 oy oranıyla meclisteki sayısı 258 ile azınlıkta kalmıştı. İrtifa kaybetmiş olan iktidar tek başına hükümeti kuramıyordu. İstikşaf görüşmeleri yaptığını söyleyen Ahmet Davutoğlu aldığı talimatla CHP ile bir koalisyona sıcak bakmayan Reis’e uyarak ve uzun süren görüşmeler neticesinde muhalefeti oyalayarak hükümeti kurma süresinin geçmesini sağladı. Süre sonunda yasalar gereği hükümeti kurma görevi ana muhalefet liderine verilmesi gerekirken 26 Ağustos’ta alınan kararla 1 Kasım 2015’te yapılmak üzere yeniden seçim kararı alındı. Bu sürecin hemen ardından toplumsal muhalefetin ayağını sokaktan kesecek bombalı…

Devamını Oku
POLİTİKA 

SAVAŞI OKUMAK

Bir yanda “Mavi Vatan” mücadelesi, diğer yanda kardeş Azerbaycan’ın Karabağ’da “Azatlık” operasyonu. Aklımız bir Akdeniz’de, bir Karabağ’da… Anlamaya çalışıyoruz. Ekranlarda gördüğüm diplomatlar çok yükseklerdeler, sahaya inemiyorlar; kurmaylar ise taktik seviyeden yukarı çıkamıyor. Ne olduğunu anlamak için, ikisini birleştirip anlatalım. Bir savaşı okumak için önce, en üstte yer alan “politik katmana” bakmak gerekir. En üst katmandaki siyasi/diplomatik mücadelede, hasım tarafın tecrit (yalnızlaştırma) edilmesi amaçlanır. Yalnız kalmış hedef ülke, çoğu kez kararlı bir mücadele veremez. Yani mücadeleye en üst katmanda ya üstünlükle başlarsınız ya da yalnızlığın sıkıntısı gücünüzü azaltmaya başlar. Mavi Vatan’a…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ARİSTOKRAT KİBRİ

Türkiye bugün ortaçağ kültürünü yaşıyor. Gelir dağılımının çok bozulduğu, halkın büyük çoğunluğunun yoksullaştığı, milli gelirin nüfusun yüzde 5’inde toplandığı, zenginleşen kitlenin kendini bir aristokrat zannettiği böylesi koşullarda dahi halk istediğinde seçimle koşulları değiştirebileceğini sanıyor. Demek ki o halk, koşulların değiştiğinin farkında değil. Bu koşulların sonucu olarak oluşabilecek tepkiye karşı yönetim; çareyi halkı cahilleştirmekte, tarikat ve cemaatlerin kadercilik, cennet ve cehennem telkinleri ile suskunlaştırmaya çalışmakta, hatta bunlara karşı çıkanları kurumlar oluşturarak tehdit etmekte buluyor. Türkiye’de eğitim sistemi çökmüş durumdadır. Cahil olmak, verilen bazı demeçlerde erdem olarak gösterilmektedir. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi…

Devamını Oku
POLİTİKA 

40 YIL ÖNCEKİ 12 EYLÜL VE BUGÜNKÜ TÜRKİYE

Bir ülkede halkın yaşamını etkileyecek köklü değişiklikler yapılması ancak bilinçli ve güçlü bir organizasyonla mümkündür. Bu değişimler halkın yaşamını olumsuz etkileyecek bir sonuç ortaya çıkaracaksa, halkın büyük çoğunluğunu etkisi altına alan korku ve baskıya ihtiyaç vardır. Halkın onaylamadığı müdahalelerin uzun vadede başarılı olması çok zordur. 1961 Anayasası’nın yarattığı özgürlük ve haklar konusunda giderek daha da bilinçlenen Türk halkı, her alanda her geçen gün bu hakların kullanılmasının yarattığı farkındalık arttıkça bu haklardan geriye adım atılmasını daha da zor hale getirmesi kaçınılmazdı. 1970’li yıllar sendikal hareketler, dernek faaliyetleri, basın özgürlükleri açısından 1961…

Devamını Oku
POLİTİKA 

HER YERDE ÇÜRÜME, HER YERDE YALAN!

Vaka sayıları yalan, işsizlik verileri yalan, büyüyen ekonomi yalan… Kredi borcunu ödeyemeyen öğrencilere devlet eliyle icra gönderilirken, üniversite yönetimlerini bile aile şirketine döndürdüler. Ve salgın kasıp kavurmaya, her alanı vurmaya devam ederken, en ön safta mücadele eden sağlık emekçileri tükenmekte… Gece nöbete giderken evde yalnız bırakmak zorunda kaldığı iki çocuğu yanarak ölen bir hemşire düşünün… Eğer sağlıkçıların 7/24 ücretsiz kreş taleplerine kulak verilseydi, o iki çocuk ölmeyecek, Fatma Hemşire, ömrünün sonuna kadar yaşayacağı bir acıya mahkûm olmayacaktı… Alınmayan önlemlerin, keyfiyetin, işverenin kâr hırsının ölümlere zirve yaptırdığı bir ülkeyiz. En insani…

Devamını Oku
POLİTİKA 

DOĞU AKDENİZ DÜNYA SAVAŞI

Geçtiğimiz günlerde önemli bir Zoom toplantısı gerçekleştirdik. Çok seçkin katılımcılar ve konuşmacıların bulunduğu toplantıda, Türkiye ve KKTC’yi yönetenler açısından çok ciddi mesajlar verildi. Yöneticiliğini Başkent Ankara Strateji Enstitüsü Başkanı Engin Öktem’in gerçekleştirdiği toplantıya, KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, KKTC kökenli gazeteci Yusuf Kanlı, KKTC Ankara Eski Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç ile emekli asker ve akademisyen Ömer Lütfü Taşçıoğlu katıldı. Toplantıda ortaya çıkan düşünceler, Türkiye ve KKTC’nin varlığı ve geleceği açısından çok önemli tespit ve uyarıları içermekteydi. Özellikle KKTC Dışişleri Bakanı ve yakın zamanda KKTC Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkan Kudret…

Devamını Oku
POLİTİKA 

MİLYONLARIN KADERİ VE KİŞİSEL HAKLAR

Muharrem İnce için “Parti kuracak mı, kurmayacak mı?” tartışmalarının yaşandığı günlerde yazdığım bir yazıydı. Güncelliğini yitirmiş gibi görünen bir konu olmasının ötesinde bu konuya bir bakış açısı getirmesi açısından yine de paylaşmak istedim: 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilen Abdullah Gül için CHP bütün gücüyle hukuksal engelleri kullanarak Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını engellemeye çalışıyordu. Bu çaba bana göre çok doğru bir çabaydı, ben Gül’ün adaylığının ülkenin geleceği için bir felaket olacağını düşünenlerdendim. Zira şeriatçı ve dinci kökenden gelen bir siyasetçiydi. Öyle de oldu. Ben bugün dünyada yaşanan evrensel demokrasi anlayışının yetersiz…

Devamını Oku
POLİTİKA 

EBRU

“Elbet bir bildiği var bu çocukların/ kolay değil öyle genç ölmek/ yeşil bir yaprak gibi yüreği/ koparıp ateşe atmak.” – Hasan Hüseyin KORKMAZGİL Göz göre göre öldürüldü. Yetmedi; ne hainliği kaldı, ne teröristliği… Kimi “Geberdi”, kimi “Leş”, kimi “Ateşi bol olsun” dedi. Ondaki yüreğin zerre kadarının nasip olmadığı bir güruh o kirli dili hiç bırakmadı. Kötülük, örgütlü kötülüğe dönüştü. Örgütlü cehaletin, düşmanlaştıran bir ayrıştırmanın toplumu ne hale getirdiği adalet arayan bir insanın ardından yazılıp çizilenlere bakıldığında bile net şekilde görülüyor. Şeyh Edebali değil miydi, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen?…

Devamını Oku
POLİTİKA 

YOLUN NE KADAR AÇIK SENİN, SEVGİLİ YURDUM?

Parası olanlar özel hastanelerde test yaptırıp tedavi olurken, yoksullar, orta gelirliler hastane kapılarında perişanlığını sürdürürken, yetmedi ölümle yüz yüze bırakılırken, cami koruma derneklerine Diyanet eliyle 29 milyon lira aktarılıyor. Salgında bilmem kaçıncı dalga, kaçıncı pik, artan vakalar, korku filmi gibi hastanelerde can verenler, yetersiz önlemler eşliğinde müjdeli bir haber vermekten söz ediyor birileri. Bir yangının tam da ortasındayız ve bu ateş gittikçe büyüyor. Üniversite mezunları işsiz… Öğretmen, hemşire, mühendis, mimar, yeni mezun avukat bile işsiz. İşsiz gazeteci sayısı da gün geçtikçe artıyor. Pandemiyle birlikte işini kaybedenler, artan yoksulluk, adaletsizlik, kaygıları…

Devamını Oku