POLİTİKA 

DEMOKRASİ NEDİR?

Bazı kavramlar vardır ki çağın kültürel değerine dönüşmüştür. Bu kavramlar arasında “insan hakları”, “çevrenin korunması”, “eşitlik ve özgürlük” gibi örnekler vardır. Bugün yazımızın konusu olan kavram da yine çağın kültürel değerlerinden birisidir: Demokrasi.

Günümüzde demokrasiye zarar verenler, doğrudan demokrasi karşıtları değil, demokrasi söylemiyle iktidara gelen demokrasi karşıtlarıdır. Dünyada öyle ülkeler vardır ki isimlerinde demokrasi kavramı olsa da rejimleri demokratik değildir. Bunlar arasında Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Cezayir Halk Demokratik Cumhuriyeti, Bangladeş Halk Cumhuriyeti, Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Laos Halk Demokratik Cumhuriyeti, Nepal Federal Demokratik Cumhuriyeti, Sao Tome ve Principe Demokratik Cumhuriyeti, Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti, Doğu Timor Demokratik Cumhuriyeti (https://www.state.gov/independent-states-in-the-world/) sayılabilir. Demokrasi kavramı bu kadar geniş biçimde ve anlamını kaybedecek şekilde kullanıldığı bir dönemde, demokrasinin ne olduğunu sınırları ile açıklamak gerekir.

GEÇMİŞİ ANTİK YUNAN’A UZANIYOR

Demokrasi, geçmişi Antik Yunan uygarlığına uzanan önemli bir kavramdır. Demokrasi kavramının, Antik Yunan’daki iki kavramın birleşmesinden oluştuğu görülür. Bunlar, “demos” ve “kratos” (kratein) kavramlarıdır. Demos, Antik Yunan uygarlığında “polis”in mahalleleri olan “deme”lerde yaşayan “halk”; kratos kavramı ise “yönetim” anlamına gelmekteydi. Bu doğrultuda demokrasi, halkın kendi kendisini yönettiği yönetim biçimidir.

Antik Yunan uygarlığında, yetişkin erkeklerin tamamının katıldığı doğrudan demokrasi modeli vardı. Bu model, köleler ve kadınlar ile yabancıları dışarıda tutan eşitsizliğe dayalı bir yönetim sistemiydi. Bugünkü demokrasi ise doğrudan demokrasi olamaz. Bir ülkedeki milyonlarca insanın her kararın alınmasına doğrudan katılması mümkün değildir. Bu nedenle, bugünkü demokrasi, temsili demokrasi biçimi olmak durumundadır.

16’ncı ve 17’nci yüzyıllarda burjuva sınıfının feodal topluma karşı mutlak iktidar sahibi kralları desteklemesinin nedeni, serbest ve güvenli bir pazar ilişkilerinin gerekliliğiydi. Bu savaşı kazanan kralların mutlak iktidarları ortamında güçlenen burjuvazi, zaman içinde krallara karşı parlamentonun mücadelesini başlatmış ve temsili demokrasinin vazgeçilmez kurumu olan parlamentonun zaferiyle sonuçlanan mücadeleyi kazanmıştır. Bu süreçte parlamentolarda temsil edilen yeni ve güçlü bir sınıf olan burjuvazi, B. Moore’un da belirttiği gibi, bugünkü demokrasi modelinin yaratıcısı olarak tarihteki yerini almıştır.

Temsili demokrasi, bir siyasal sistem biçimi olarak bugünkü demokratik yönetim biçimlerinin modelidir. Bugünkü temsili demokrasi, temel olarak 3 ilkeye dayalı olarak yaşama geçmektedir. Bu ilkeler, “temsil”, “sınırlı hükümet” ve “güçler ayrılığı” ilkeleridir.

  • TEMSİL İLKESİ

Temsil” ilkesi, halkın kendi temsilcilerini eşit ve adil seçim koşullarında seçmesini ve bu seçilenlerin belirli bir dönem sonunda yenilenmesini anlatmaktadır. Bu dönemin, genellikle 4 ya da 5 yıl olduğu görülmektedir. Bu sistemde seçimler, siyasal partiler, örgütlenme olanakları, seçme ve seçilme hakkı, ifade özgürlüğü gibi çok önemli haklar ve uygulamaların bulunduğunu görmekteyiz.

Demokrasilerde “temsil” ilkesinin vazgeçilmez bileşenleri arasında şunlar bulunur:

– Eşit ve adil yapılan seçimler

– Çok partili demokrasi

– 18 yaşını doldurmuş her vatandaşa seçme ve seçilme hakkı

– Seçilenlerin seçilme dönemleri sonunda yeni seçimler

– Siyasi parti kurma ve siyasi partilere üye olma hakkı

– Düşünceleri ifade etme özgürlüğü

  • SINIRLI HÜKÜMET İLKESİ

Temsili demokrasinin ikinci önemli bileşeni, “sınırlı hükümet” ilkesidir. Bu ilke, ister doğrudan seçilsin, isterse de dolaylı olarak seçilmiş temsilcilerce belirlensin yürütme organının ya da hükümetin yetkilerinin sınırsız olmadığını anlatmaktadır.

Sınırlı hükümet” ilkesinde yürütme organı olan hükümet yetkilileri, anayasa, yasa ve diğer hukuksal düzenlemelerle sınırlandırılmışlardır. Ayrıca hükümetin yönetme erkinin zaman sınırlaması da bulunmaktadır. Bu noktada önemli olan, temel hak ve hürriyetlerin korunması bakımından hükümetin anayasa ile yetkilerinin sınırlandırılmasıdır. Bu sınırların aşıldığı noktada ise hükümet etkinliklerinin yargı organlarınca durdurulması söz konusudur. Bu noktada, yasama organınca çıkarılan yasaların da anayasaya uygun olması gerekmektedir.

Bu uygunluğu denetlemek için demokratik ülkelerin çok büyük kısmında, değişik isimlerle de olsa, anayasa mahkemeleri kurulmuştur. Diğer mahkemeler ise hükümet uygulamaları ile bireylerin etkinliklerinin yasalara uygun biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediklerini denetlemektedir.

Sınırlı hükümet” ilkesinin önemli bir bileşeni de “azınlıkların korunması”dır. Buradaki azınlık, seçimlerde iktidar olma hakkını elde edememiş muhalefet partileri ve toplumda farklı kimlikleri paylaşan gruplar olabilmektedir. Demokrasi, eşit ve adil koşullarda gerçekleştirilen seçimlerde halkın temsilcilerini seçmesi ve bu temsilcilerin yönetim erkini oluşturmasıdır. Bu seçimlerde çoğunluğun oyunu alanlar, ülkeyi belirli bir süre için yönetme erkini ele geçirmektedirler. Seçimlerde çoğunluk oyunu alamayan partiler ve adaylar ise azınlıkta kalmakta ve bir sonraki seçimlerde çoğunluk olmak için muhalefet işlevlerini sürdürmektedirler. Demokrasi, “azınlıkların çoğunluğun tahakkümüne karşı korunması” ilkesine dayanır. Bu ilke, azınlıkların bir sonraki seçimlere katılabilmesi ve bu seçimlerde çoğunluk olma olanaklarının bulunması anlamına gelmektedir. Bazı durumlarda bu ilke, “çoğunluğun diktatörlüğünün engellenmesi” biçiminde dile getirilmektedir. Seçimler sonucu ortaya çıkan çoğunluğun azınlığı tahakküm altına aldığı rejimlerin demokrasi diye isimlendirilmesinin sakıncalarına dikkati çeken bazı siyaset bilimciler, bu sisteme “yarı demokrasi” ismini vermiştir.

Parlamentoların çoğunluk tarafından hoş karşılanmayan etkinliklerde bulunan kurumları ortadan kaldırabilmesi ve onları tehdit edebilmesi, demokrasinin “sınırlı hükümet” ilkesi ile çelişir. Bu anlamda, çoğunluğun azınlığı yok etmesi, demokrasi değil, “çoğunluk diktatörlüğü”dür. Bu durum, demokrasinin ikinci ilkesinin ortadan kaldırılmasıdır.

Demokrasi; insan hakları, düşünce özgürlüğü ve izinsiz protesto hakkı olmaksızın yaşayamaz. Demokrasinin sadece seçimleri içeren “temsil” ilkesini öne çıkarıp diğer ilkelerini ve temel insan haklarının kullanımını görmezden gelenler, demokrasiyi değil, otoriter sistemler ile temsili demokrasinin sembolik unsurlarını karıştıran bir tür yarı demokrasiyi savunmuş olur.

  • GÜÇLER AYRILIĞI İLKESİ

Demokratik siyasal sistemin diğer vazgeçilmez ilkesi de “güçler ayrılığı” ilkesidir. Güçler ayrılığı, demokrasi ünlü düşünür Montesquieu tarafından ilk kez savunulmuştur. Demokrasinin temeli olarak kullanılan güçler ayrılığı ilkesi, devlet erkinin 3 ayrı etkinliğinin 3 farklı organ tarafından kullanılmasını ifade eder. Toplumdaki yönetim etkinliğinde uyulması gereken kuralları ifade eden yasaları yapan güç, “yasama” erki; ülkeyi bu yasalara göre yöneten güç ise “yürütme” erkidir. Anayasada yazan insan haklarını güvence altına alacak ve yürütme organının faaliyetlerini anayasa ve yasalara göre denetleyecek bağımsız bir “yargı” da demokratik rejimlerdeki diğer bir güç olmak durumundadır. Bu durum, “hukukun üstünlüğü” olarak isimlendirilir.

Demokrasilerde seçilmiş organların (cumhurbaşkanı ya da meclis) her istediğini yapabileceğini savunmak, demokrasinin iki ilkesi ile çelişir. Demokrasinin “sınırlı hükümet” ve “güçler ayrılığı” ilkesine göre, bağımsız yargı, yürütme organının faaliyetlerini kontrol etmek sorumluluğu ile görevlendirilmiştir.

* * *

Sonuç olarak, halk egemenliği adına seçilmiş organların ya da çoğunluğun diktatörlüğünü savunmak ya da yalnızca seçime dayanan demokrasiyi savunmak, demokrasinin kendisini ortadan kaldıracak çok tehlikeli fikirlerdir.

Demokrasi, seçimler yoluyla “temsil”, “sınırlı hükümet” ve “güçler ayrılığı” ilkelerine dayanan bir sistemidir. Bunun dışındaki yaklaşımların demokrasi ile ilgisi olamaz.

Bu yazıya yorum yapamıyorsanızlütfen Facebook hesabınıza giriş yapınız
Paylaş:

Benzer yazılar