Yazar    : Özgür Biyan *
E-Posta :ozgurbiyan@hotmail.com
 

Kredi Kartlarına Yönelik Düzenlemeler

Aslında son günlerde sıkça tartışılan yeni kanunlara yönelik bir yazı yazmayı düşünüyordum ki kredi kartlarına yönelik son çalışmaları görünce sizlerle paylaşmak istedim. 30.03.2005 tarihinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından sunulan söz konusu tasarı halindeki Kanundaki son düzenlemeleri tekrar ele alıp sizlerle paylaşmak istedim. Hemen belirteyim ki tasarı halindeki Kanun’un son haline www.bddk.org.tr web sitesinden isteyenler ulaşabilirler.

Kanun, kartlı sistem kuran, kart çıkaran, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar ile üye işyerleri ve kart hamillerini kapsamaktadır. Diğer bir deyişle, bankalar, özel finans kurumları (öfk), üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar; bu kuruluşların kartlarını kullanan kişiler ile üye işyerleri kanun hükümlerine tabidir.

Kanuna göre, kart çıkaran kuruluşlar (banka, öfk ve diğerleri), talepte bulunmayan veya sözleşme imzalamayan kişiler adına hiçbir şekil ve surette kart veremezler. Bu kuruluşlarca genel müdürlük veya şube haricinde kredi kartı talebi toplanabilecek yerler Kurumun uygun görüşü alınarak Türkiye Bankalar Birliği ve Özel Finans Kurumları Birliği tarafından müştereken belirlenir. Bu düzenleme neticesinde artık istemeyen kişilere kredi kartı verilmesinin önüne geçilmekte, özellikle bankaların kendi kendilerine müşterileri adına çıkardıkları kartlara son verilmektedir. Diğer yandan yukarıdaki “…genel müdürlük veya şube haricinde kredi kartı talebi toplanabilecek yerler…” ifadesi ile de, kart çıkaran kuruluşların istedikleri yerlerde kart dağıtımlarına engel olunmuştur. Bildiğiniz gibi, gerek büyük alışveriş merkezlerinde gerek şehrin kalabalık bölgelerinde standlar kurularak kredi kartı sözleşmeleri doldurulmakta ve kredi kartları deyim yerindeyse, dağıtılmaktaydı. Böylece kanımızca bu düzensizliğe son verildi.

Kanunda asgari tutarın son ödeme tarihini takip eden üç ay içinde ödenmemesi durumunda kart çıkaran kuruluşça kart hamiline yapılacak bildirimden itibaren bir aylık süre içerisinde bu tutarın ödenmemesi ya da banka kartı ile kredi kartı kullanımından dolayı adli cezaların uygulanması halinde, kart hamilinin ilgili kart çıkaran kuruluşça verilen tüm kredi kartları iptal edileceği; borcun tamamının ödenmemesi halinde, ilgili kart çıkaran kuruluş tarafından kredi kartı düzenlenemeyeceği de belirtilmiştir. Daha önceki konuyla ilgili yazımda da belirtmiş olduğum ve hatırlayacağınız üzere, kanun taslağının önceki halinde; kredi kartı hamilleri (sahipleri) hesap dökümünde belirlenen “asgari ödeme miktarı” üzerinden ardı ardına 3 ay veya bir yıl içinde 4 kez ödemede bulunmazlarsa tüm kredi kartları iptal edilecek ve adlarına iki yıl süreyle kredi kartı düzenlenemeyecekti. Son düzenleme ile “asgari tutarın son ödeme tarihini takip eden üç ay içinde ödenmemesi durumunda…” yukarıda belirtilen şartlar dahilinde yalnızca “…ilgili kart çıkaran kuruluşça verilen tüm kredi kartları…” iptal edilecektir. Diğer bir deyişle örneğin (A) bankasının kartları iptal edilecek ancak (B) bankasının ve diğer bankaların kartları iptal edilemeyecektir. Önceden tüm kartlar için iptal öngörülmekteydi.

Diğer yandan, kart çıkaran kuruluşlar, kartların düzenli ve güvenli kullanımı ile bildirim, talep, şikayet ve itirazlara ilişkin gerekli tedbirleri almaya yönelik sistemi kurmak ve kesintisiz olarak açık tutmakla yükümlü tutulmuşlardır. Bu durumda kart hamilleri yeterli güvenli sistemi kurmayan kuruluşları yeri geldiğinde sorumlu tutabilecek hatta dava konusu yapabilecektir. Ayrıca da, kart çıkaran kuruluşlar, kartın verilmesi anında kart hamilini yeteri derecede bilgilendirmek ve talep edilmesi halinde, gerçekleştirilmiş işlemlere ait kayıtları otuz günü geçmemek üzere işlemin mahiyetine uygun bir süre zarfında sağlamakla yükümlüdür. Yurtdışı işlemlerinde bu süre altmış gün olarak uygulanır. Yine, kart çıkaran kuruluşlar, banka kartı ve kredi kartlarının asıl kart hamiline teslim edilmesini sağlayacak önlemleri almak, reşit olmayan ek kart hamilleri adına düzenlenen banka ve kredi kartlarının asıl kart hamillerine teslimini sağlamakla yükümlüdür.

Kredi kartının limiti konusunda da yeniden tespitler yapılmıştır. Daha önce, bir kişiye tanınacak kredi kart limiti aylık ortalama gelirinin 3 katını aşamayacak şekilde düzenlenmiştir. Şimdi, kart çıkaran kuruluş tarafından bir gerçek kişiye ilk yıl için tanınacak kredi kartları limiti aylık ortalama gelirinin iki katını aşamayacaktır. Bu da, aylık veya yıllık ortalama gelir düzeyi kart hamili tarafından beyan edilen ve ilgili kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden tespit edilecektir. Ayrıca da, kart çıkaran kuruluşlar, kredi kartı almak isteyen kişilerin yasaklılık veya engel durumu, ekonomik ve sosyal durumu, aylık veya yıllık ortalama geliri, diğer kart çıkaran kuruluşlarca bu kişilere tahsis edilen kredi kartı limit ya da limitlerini dikkate alarak yapacakları değerlendirmeye istinaden kullanım limiti tespit etmek zorundadır. Kart çıkaran kuruluşlar kart limitlerini bu hüküm çerçevesinde güncelleyebilirler. Kart çıkaran kuruluşlar kart hamillerinin limitlerinin artırılmaması yönündeki taleplerini dikkate almak zorundadırlar. Diğer bir deyişle banka, kart sahibi istemedikçe limiti kendiliğinden arttıramayacaktır.

Kart çıkaran kuruluşlar, kart ve ek kart hamillerinin kart kullanımıyla ilgili olarak yapacakları şikâyet ve itiraz başvurularını, başvuru tarihinden itibaren yirmi gün içinde hamilin başvuru yöntemi kullanılarak ve gerekçeli bir şekilde cevaplandırmak zorundadır. Yani, kart sahibi mektupla başvurduysa mektupla, e-mail aracılığı ile başvurduysa e-mail aracılığı ile yanıtlamak durumundadır. Kuruluşlar, kart ve ek kart hamillerinin şikâyet ve itirazlarının ilgili birimlerine kolaylıkla ulaşmasını sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür.

Kredi kartı ile yapılan işlemlere, son ödeme tarihinden itibaren on gün içinde, kart çıkaran kuruluşa başvurmak suretiyle itiraz edilebilir. Kredi kartı hamili, yapacağı başvurusunda, hesap özetinin hangi unsurlarına itiraz ettiğini gerekçesiyle belirtmek zorundadır. Süresi içerisinde itiraz edilmeyen hesap özeti kesinleşir. Ancak hesap özetinin kesinleşmesi genel hükümlere göre dava hakkını ortadan kaldırmaz.

Çok önemli  düzenlemelerden biri de hepimizi yakından ilgilendiren çalınma veya kaybolma halinde sorumlu olunan limit miktarı konusudur. Taslağın önceki halinde, kart sahibinin kayıp ve çalınma durumunda kart çıkaran kuruluşa yapacağı bildirim tarihine kadar olan sorumluluğu 150 YTL (150 milyon TL) ile sınırlandırılmış durumdaydı. Son düzenlemeye göre ise, kartın kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki 24 saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüz elli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmuştur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmayacaktır.

 Bu düzenleme ile önceki düzenleme arasındaki asıl olarak çok fazla fark yoktur. Ancak kart çıkaran kuruluşlar lehine bir esneklik söz konusudur. Daha önce kartın çalınması veya kaybolması halinde kart hamili belli bir tarihe bağlı kalmaksızın, diğer bir deyişle kart sahibi ne zaman haber verirse versin, kartın kullanımından sadece 150 YTL ile mesul tutulmuştur. Ancak son düzenlemede çalıntı veya kayıp olayının haber verilme tarihi önem kazanmaktadır. Şöyle ki, 04.04.2005 tarihinde (A) Bankasına ait kredi kartınızı kaybettiğinizi varsayalım. Durumu fark edip (A) Bankasına 07.04.2005 tarihinde kaybettiğinizi bildirdiğinizi düşünelim. Kanunda bildirim tarihinden önceki 24 saat ifadesi yer aldığına göre, 06.04.2005 tarihine doğru geri dönülecek ve sadece bu 24 saat içinde yapılan harcamalardan 150 YTL ile sorumlu olacaksınız. Diğer bir bakışla, 04.04.2005 ila 06.04.2005 tarihine kadar geçen sürede yapılan harcamalardan miktar söz konusu olmaksızın sorumlu olacaksınız demektir. Dolayısıyla tartışılan bu konuda bankalar, bildirim tarihinin geç haber verilmesi kendileri açısından bir dezavantaj yaratması nedeniyle itiraz etmişler, nihayetinde düzenleme anlattığımız bu son şekle bürünmüştür. Bu nedenden dolayı kartın çalınması veya kaybolması halinde bir an evvel durumun ilgili kuruma bildirilmesi kart sahibinin yararınadır. Diğer yandan son hükme bakıldığında açıktır ki, kart sahibinin ağır ihmaline veya kastına veyahut bildirim yapmaması durumunda herhangi bir sınır zaten söz konusu değildir.

 Kart sahiplerine yüklenilen sorumluluklara bakıldığında şu düzenlemeler farkedilmektedir. Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir. Kartın imza hanesinin kart hamili tarafından imzalanmış olması zorunludur. Üye işyerinin talep etmesi durumunda kart hamili, kartın kullanımı sırasında kimlik belgesi ibraz etmek zorundadır.

 Kredi kartlarında yaşanan tartışmaların odak noktalarından biri de kredi kartları sözleşmeleridir. Sözleşmelere yönelik düzenlemeler şöyle özetlenebilir. 

Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler yazılı sözleşme ile düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği, kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur. Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz. Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümler yer alamaz. Yapılacak değişiklikler kart hamiline bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

 Diğer yandan daha önce taslak da yer alan sözleşmelerin en az 12 punto büyüklüğünde ve koyu harflerle yazılması zorunluluğu kaldırılmış ve böyle bir sorunluluk yok edilmiştir. Diğer deyişle sözleşmeleri okumak için yine büyüteç kullanmak gerekebilecektir.

Kredi kartları faizlerine yönelik yapılan düzenlemelere göre, bir hesap dönemine ilişkin toplam borç tutarı veya hesap bakiyesi üzerinden, o döneme ilişkin hesap özetinin düzenlendiği hesap kesim tarihinden önceki bir tarih itibariyle faiz yürütülebileceğine ilişkin kayıtlar hükümsüzdür. Nakit kullanımına ilişkin borçlar hakkında işlem tarihi esas alınabilir. Kurulca belirlenecek derhal nakde dönüştürülebilecek nitelikte olan işlemler nakit kullanımı hükmündedir. Dönem borcunun bir kısmının ödenmesi halinde kalan hesap bakiyesi üzerinden faiz hesaplanır. Kalan hesap bakiyesine, asgarî tutar ve üzerinde ödeme yapılması durumunda akdi faiz, asgarî tutarın altında ödeme yapılması durumunda ise gecikme faizi uygulanır. Temerrüt hali de dâhil olmak üzere, kart uygulamasından doğan borçlarda bileşik faiz uygulanmaz. Gecikme faiz oranı akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçemez. Hesap kesim tarihi ile son ödeme tarihi arasında on günden az bir süre olamaz. Özel finans kurumları açısından bu Kanun uygulamasında yer alan faiz kâr payı, gecikme faizi ise gecikme cezası olarak uygulanır.

 


* Özgür Biyan 1976 yılında Bursa doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamladı. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Lisans bölümünü 2001 yılında tamamladıktan sonra, 2004 yılında Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mali Hukuk Bilim Dalı Yüksek Lisans bölümünü bitirdi. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mali Hukuk Bilim Dalı Doktora bölümüne başladı. Özel bir firmada ön muhasebe sorumlusu olarak görev yaptıktan sonra, daha sonra kısa dönem Gümrük Müşavir Yardımcılığı görevinde bulundu. Özel bir müşavirlik firmasında Stajyer SMMM olarak görev yapmakta, aynı zamanda doktora çalışmalarına devam etmektedir. Başta Bursa SMMMO tarafından yayınlanan Bilanço dergisi olmak üzere, Yaklaşım, E-Yaklaşım dergilerinde “Vergi Hukuku” başta olmak üzere yazıları bulunmaktadır. İngilizce bilmektedir.


Kasım 2005