|
Aslında son günlerde sıkça
tartışılan yeni kanunlara yönelik bir yazı yazmayı
düşünüyordum ki kredi kartlarına yönelik son çalışmaları
görünce sizlerle paylaşmak istedim. 30.03.2005 tarihinde
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından
sunulan söz konusu tasarı halindeki Kanundaki son
düzenlemeleri tekrar ele alıp sizlerle paylaşmak istedim.
Hemen belirteyim ki tasarı halindeki Kanun’un son haline
www.bddk.org.tr web
sitesinden isteyenler ulaşabilirler.
Kanun, kartlı sistem kuran,
kart çıkaran, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar ile
üye işyerleri ve kart hamillerini kapsamaktadır. Diğer bir
deyişle, bankalar, özel finans kurumları (öfk), üye işyeri
anlaşması yapan kuruluşlar; bu kuruluşların kartlarını
kullanan kişiler ile üye işyerleri kanun hükümlerine
tabidir.
Kanuna göre, kart çıkaran
kuruluşlar (banka, öfk ve diğerleri), talepte bulunmayan
veya sözleşme imzalamayan kişiler adına hiçbir şekil ve
surette kart veremezler. Bu kuruluşlarca genel müdürlük
veya şube haricinde kredi kartı talebi toplanabilecek
yerler Kurumun uygun görüşü alınarak Türkiye Bankalar
Birliği ve Özel Finans Kurumları Birliği tarafından
müştereken belirlenir. Bu düzenleme neticesinde artık
istemeyen kişilere kredi kartı verilmesinin önüne
geçilmekte, özellikle bankaların kendi kendilerine
müşterileri adına çıkardıkları kartlara son verilmektedir.
Diğer yandan yukarıdaki “…genel müdürlük veya şube
haricinde kredi kartı talebi toplanabilecek yerler…”
ifadesi ile de, kart çıkaran kuruluşların istedikleri
yerlerde kart dağıtımlarına engel olunmuştur. Bildiğiniz
gibi, gerek büyük alışveriş merkezlerinde gerek şehrin
kalabalık bölgelerinde standlar kurularak kredi kartı
sözleşmeleri doldurulmakta ve kredi kartları deyim
yerindeyse, dağıtılmaktaydı. Böylece kanımızca bu
düzensizliğe son verildi.
Kanunda asgari tutarın son
ödeme tarihini takip eden üç ay içinde ödenmemesi
durumunda kart çıkaran kuruluşça kart hamiline yapılacak
bildirimden itibaren bir aylık süre içerisinde bu tutarın
ödenmemesi ya da banka kartı ile kredi kartı kullanımından
dolayı adli cezaların uygulanması halinde, kart hamilinin
ilgili kart çıkaran kuruluşça verilen tüm kredi kartları
iptal edileceği; borcun tamamının ödenmemesi halinde,
ilgili kart çıkaran kuruluş tarafından kredi kartı
düzenlenemeyeceği de belirtilmiştir. Daha önceki konuyla
ilgili yazımda da belirtmiş olduğum ve hatırlayacağınız
üzere, kanun taslağının önceki halinde; kredi kartı
hamilleri (sahipleri) hesap dökümünde belirlenen “asgari
ödeme miktarı” üzerinden ardı ardına 3 ay veya bir yıl
içinde 4 kez ödemede bulunmazlarsa tüm kredi kartları
iptal edilecek ve adlarına iki yıl süreyle kredi kartı
düzenlenemeyecekti. Son düzenleme ile “asgari tutarın son
ödeme tarihini takip eden üç ay içinde ödenmemesi
durumunda…” yukarıda belirtilen şartlar dahilinde yalnızca
“…ilgili kart çıkaran kuruluşça verilen tüm kredi
kartları…” iptal edilecektir. Diğer bir deyişle örneğin
(A) bankasının kartları iptal edilecek ancak (B)
bankasının ve diğer bankaların kartları iptal
edilemeyecektir. Önceden tüm kartlar için iptal
öngörülmekteydi.
Diğer yandan, kart çıkaran
kuruluşlar, kartların düzenli ve güvenli kullanımı ile
bildirim, talep, şikayet ve itirazlara ilişkin gerekli
tedbirleri almaya yönelik sistemi kurmak ve kesintisiz
olarak açık tutmakla yükümlü tutulmuşlardır. Bu durumda
kart hamilleri yeterli güvenli sistemi kurmayan
kuruluşları yeri geldiğinde sorumlu tutabilecek hatta dava
konusu yapabilecektir. Ayrıca da, kart çıkaran kuruluşlar,
kartın verilmesi anında kart hamilini yeteri derecede
bilgilendirmek ve talep edilmesi halinde,
gerçekleştirilmiş işlemlere ait kayıtları otuz günü
geçmemek üzere işlemin mahiyetine uygun bir süre zarfında
sağlamakla yükümlüdür. Yurtdışı işlemlerinde bu süre
altmış gün olarak uygulanır. Yine, kart çıkaran
kuruluşlar, banka kartı ve kredi kartlarının asıl kart
hamiline teslim edilmesini sağlayacak önlemleri almak,
reşit olmayan ek kart hamilleri adına düzenlenen banka ve
kredi kartlarının asıl kart hamillerine teslimini
sağlamakla yükümlüdür.
Kredi kartının limiti konusunda
da yeniden tespitler yapılmıştır. Daha önce, bir kişiye
tanınacak kredi kart limiti aylık ortalama gelirinin 3
katını aşamayacak şekilde düzenlenmiştir. Şimdi, kart
çıkaran kuruluş tarafından bir gerçek kişiye ilk yıl için
tanınacak kredi kartları limiti aylık ortalama gelirinin
iki katını aşamayacaktır. Bu da, aylık veya yıllık
ortalama gelir düzeyi kart hamili tarafından beyan edilen
ve ilgili kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden
tespit edilecektir. Ayrıca da, kart çıkaran kuruluşlar,
kredi kartı almak isteyen kişilerin yasaklılık veya engel
durumu, ekonomik ve sosyal durumu, aylık veya yıllık
ortalama geliri, diğer kart çıkaran kuruluşlarca bu
kişilere tahsis edilen kredi kartı limit ya da limitlerini
dikkate alarak yapacakları değerlendirmeye istinaden
kullanım limiti tespit etmek zorundadır. Kart çıkaran
kuruluşlar kart limitlerini bu hüküm çerçevesinde
güncelleyebilirler. Kart çıkaran kuruluşlar kart
hamillerinin limitlerinin artırılmaması yönündeki
taleplerini dikkate almak zorundadırlar. Diğer bir deyişle
banka, kart sahibi istemedikçe limiti kendiliğinden
arttıramayacaktır.
Kart çıkaran kuruluşlar, kart
ve ek kart hamillerinin kart kullanımıyla ilgili olarak
yapacakları şikâyet ve itiraz başvurularını, başvuru
tarihinden itibaren yirmi gün içinde hamilin başvuru
yöntemi kullanılarak ve
gerekçeli bir şekilde cevaplandırmak zorundadır. Yani,
kart sahibi mektupla başvurduysa mektupla, e-mail
aracılığı ile başvurduysa e-mail aracılığı ile yanıtlamak
durumundadır. Kuruluşlar, kart ve ek kart hamillerinin
şikâyet ve itirazlarının ilgili birimlerine kolaylıkla
ulaşmasını sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür.
Kredi kartı ile yapılan
işlemlere, son ödeme tarihinden itibaren on gün içinde,
kart çıkaran kuruluşa başvurmak suretiyle itiraz
edilebilir. Kredi kartı hamili, yapacağı başvurusunda,
hesap özetinin hangi unsurlarına itiraz ettiğini
gerekçesiyle belirtmek zorundadır. Süresi içerisinde
itiraz edilmeyen hesap özeti kesinleşir. Ancak hesap
özetinin kesinleşmesi genel hükümlere göre dava hakkını
ortadan kaldırmaz.
Çok önemli düzenlemelerden
biri de hepimizi yakından ilgilendiren çalınma veya
kaybolma halinde sorumlu olunan limit miktarı konusudur.
Taslağın önceki halinde,
kart sahibinin kayıp ve çalınma
durumunda kart çıkaran kuruluşa yapacağı bildirim tarihine
kadar olan sorumluluğu 150 YTL (150 milyon TL) ile
sınırlandırılmış durumdaydı. Son düzenlemeye göre ise,
kartın kaybolması veya çalınması halinde kart hamili,
yapacağı bildirimden önceki 24 saat içinde gerçekleşen
hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüz elli Yeni
Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmuştur.
Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya
kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde
bu sınır uygulanmayacaktır.
Bu düzenleme ile önceki
düzenleme arasındaki asıl olarak çok fazla fark yoktur.
Ancak kart çıkaran kuruluşlar lehine bir esneklik söz
konusudur. Daha önce kartın çalınması veya kaybolması
halinde kart hamili belli bir tarihe bağlı kalmaksızın,
diğer bir deyişle kart sahibi ne zaman haber verirse
versin, kartın kullanımından sadece 150 YTL ile mesul
tutulmuştur. Ancak son düzenlemede çalıntı veya kayıp
olayının haber verilme tarihi önem kazanmaktadır. Şöyle
ki, 04.04.2005 tarihinde (A) Bankasına ait kredi kartınızı
kaybettiğinizi varsayalım. Durumu fark edip (A) Bankasına
07.04.2005 tarihinde kaybettiğinizi bildirdiğinizi
düşünelim. Kanunda bildirim tarihinden önceki 24 saat
ifadesi yer aldığına göre, 06.04.2005 tarihine doğru geri
dönülecek ve sadece bu 24 saat içinde yapılan
harcamalardan 150 YTL ile sorumlu olacaksınız. Diğer bir
bakışla, 04.04.2005 ila 06.04.2005 tarihine kadar geçen
sürede yapılan harcamalardan miktar söz konusu olmaksızın
sorumlu olacaksınız demektir. Dolayısıyla tartışılan bu
konuda bankalar, bildirim tarihinin geç haber verilmesi
kendileri açısından bir dezavantaj yaratması nedeniyle
itiraz etmişler, nihayetinde düzenleme anlattığımız bu son
şekle bürünmüştür. Bu nedenden dolayı kartın çalınması
veya kaybolması halinde bir an evvel durumun ilgili kuruma
bildirilmesi kart sahibinin yararınadır. Diğer yandan son
hükme bakıldığında açıktır ki, kart sahibinin ağır
ihmaline veya kastına veyahut bildirim yapmaması durumunda
herhangi bir sınır zaten söz konusu değildir.
Kart
sahiplerine yüklenilen sorumluluklara bakıldığında şu
düzenlemeler farkedilmektedir.
Kart kullanımından doğan
sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine
geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının
öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir. Kartın
imza hanesinin kart hamili tarafından imzalanmış olması
zorunludur. Üye işyerinin talep etmesi durumunda kart
hamili, kartın kullanımı sırasında kimlik belgesi ibraz
etmek zorundadır.
Kredi kartlarında yaşanan
tartışmaların odak noktalarından biri de kredi kartları
sözleşmeleridir. Sözleşmelere yönelik düzenlemeler şöyle
özetlenebilir.
Kart çıkaran kuruluşlar ile
kart hamilleri arasındaki ilişkiler yazılı sözleşme ile
düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği, kart hamiline ve varsa
kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı
hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi
zorunludur. Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle,
sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi
adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez
ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz. Sözleşmede
kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran
kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan
hükümler yer alamaz. Yapılacak değişiklikler kart hamiline
bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin yapıldığı döneme
ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder.
Diğer yandan daha önce taslak
da yer alan sözleşmelerin en az 12 punto büyüklüğünde ve
koyu harflerle yazılması zorunluluğu kaldırılmış ve böyle
bir sorunluluk yok edilmiştir. Diğer deyişle sözleşmeleri
okumak için yine büyüteç kullanmak gerekebilecektir.
Kredi kartları faizlerine
yönelik yapılan düzenlemelere göre, bir hesap dönemine
ilişkin toplam borç tutarı veya hesap bakiyesi üzerinden,
o döneme ilişkin hesap özetinin düzenlendiği hesap kesim
tarihinden önceki bir tarih itibariyle faiz
yürütülebileceğine ilişkin kayıtlar hükümsüzdür. Nakit
kullanımına ilişkin borçlar hakkında işlem tarihi esas
alınabilir. Kurulca belirlenecek derhal nakde
dönüştürülebilecek nitelikte olan işlemler nakit kullanımı
hükmündedir. Dönem borcunun bir kısmının ödenmesi halinde
kalan hesap bakiyesi üzerinden faiz hesaplanır. Kalan
hesap bakiyesine, asgarî tutar ve üzerinde ödeme yapılması
durumunda akdi faiz, asgarî tutarın altında ödeme
yapılması durumunda ise gecikme faizi uygulanır. Temerrüt
hali de dâhil olmak üzere, kart uygulamasından doğan
borçlarda bileşik faiz uygulanmaz. Gecikme faiz oranı akdi
faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçemez. Hesap kesim
tarihi ile son ödeme tarihi arasında on günden az bir süre
olamaz. Özel finans kurumları açısından bu Kanun
uygulamasında yer alan faiz kâr payı, gecikme faizi ise
gecikme cezası olarak uygulanır.
* Özgür
Biyan 1976 yılında Bursa doğdu. İlk ve orta öğrenimini
Bursa’da tamamladı. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi
Maliye Lisans bölümünü 2001 yılında tamamladıktan sonra,
2004 yılında Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Mali Hukuk Bilim Dalı Yüksek Lisans bölümünü bitirdi. Aynı
yıl Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mali
Hukuk Bilim Dalı Doktora bölümüne başladı. Özel bir
firmada ön muhasebe sorumlusu olarak görev yaptıktan
sonra, daha sonra kısa dönem Gümrük Müşavir Yardımcılığı
görevinde bulundu. Özel bir müşavirlik firmasında Stajyer
SMMM olarak görev yapmakta, aynı zamanda doktora
çalışmalarına devam etmektedir. Başta Bursa SMMMO
tarafından yayınlanan Bilanço dergisi olmak üzere,
Yaklaşım, E-Yaklaşım dergilerinde “Vergi Hukuku” başta
olmak üzere yazıları bulunmaktadır. İngilizce bilmektedir.
Kasım 2005 |